Zaman: 12 Ara 2018 22:16






Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver Sayfaya git Önceki  1 ... 15, 16, 17, 18, 19, 20  Sonraki
 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 26 Şub 2018 21:34 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 2928
Meslek: Fotoğrafçılık

Alman gazeteci ve yazar Hörstel, Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerindeki baskıya işaret ederek, Almanların yaşananları iyi idrak ederek Erdoğan ve Türkiye'nin yanında yer alması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hörstel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili CIA'ın planlarının olduğunu iddia etti.

GİRİŞ26.02.2018 13:13GÜNCELLEME26.02.2018 13:13

Alman isim: Başımı ortaya koyarım ki Erdoğan...


ABD yönetiminin politikalarını da eleştiren Alman yazar, "Son süper gücün deli dana gibi hareket etmesini önlemeliyiz" dedi.

Ünlü Alman gazeteci ve yazar Christoph R. Hörstel, NuoViso kanalına konuk oldu. Sunucunun Deniz Yücel olayı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkındaki sorularını cevaplayan Hörstsel çok çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.



Hörstel'in açıklamalarından satır başları şöyle;

Kusura bakmayın ama Deniz Yücel olayı, istihbarat işi kokuyor. Ve başka vakalar da var maalesef. Ve yaşadığımız bu hadise sivil bir savaş mecrası. Burada devlet tarafından insanlar gazetecilik kılıfı altında görevlendiriliyor. Ve daha sonra darbe cinayet tehdidi altında olan devlet...

"MESELE ERDOĞAN'IN İNFAZI"

Mesele Erdoğan'ın infazı. Ben yüzde 100 eminim ki, ve bu iddia konusunda başımı ortaya koyarım; Erdoğan'ın infazı konusunda CIA'ın planlarına Alman İstihbaratı sahip. Garanti, kesin ve bu ülke bir NATO ortağı.

"ERDOĞAN, BAĞIMSIZ OLMAYI DENİYOR"

Geri çekilip bakmak lazım: Erdoğan ne yapmaya çalışıyor? Erdoğan, Washington'dan bağımsız olmayı deniyor ve iki tarafla iyi pazarlık yapmayı deniyor. Rusya, İran ve Çin'le görüşüyor. Genele bakınca, barışı destekleyen bu çizgisinde Almanya nerede, bizden herhangi bir destek görüyor mu? Erdoğan'ın yaptığı şey en temel Avrupa ve Almanya çıkarıdır.

''SÜPER GÜCÜN DELİ DANA GİBİ HAREKET ETMESİNİ ÖNLEMEK GEREK''

Eğer biz Rusya, Çin ve küresel kutuplaşanların karşısındaki güçlerle esnek bir biçimde konuşmayı öğrenmezsek... Burada mesele anti Amerikancılık değil... Bu aptalca ve yanlış zaten, ayrıca buna karşıyım. Mesele, en son kalan süper gücün deli dana gibi hareket etmesini önlemek. Danalardan özür diliyorum gayet kibar hayvanlar.

''ERDOĞAN'IN YÜRÜDÜĞÜ YOLU YÜRÜMELİYİZ''

Bu önemli ve bu konuda Erdoğan tarihi anlamda çığır açıyor. Biz Erdoğan'ın yaptığını görmüyoruz, bunu yüceltmiyoruz, aksine adama zorluk çıkarıyoruz. Eğer biz Almanlar iyileşmek, Merkel'in bozuk siyasetinden kurtulmak istiyorsak, Erdoğan'ın yürüdüğü yolu yürümemiz gerekiyor. O halde diyorum ki, bugünden tezi yok birleşelim. Dostluk kuralım ve bunu yaşayalım, Erdoğan ve Türklerle.

''TÜRKLER BOYUN EĞMEK İSTEMİYOR''

Türkler bizden farklı bir şey istemiyor. Huzur istiyorlar, bölünmek istemiyorlar ve Washington'a boyun eğmek istemiyorlar. Ne kendilerine ne de komşularına yaramayacak hiçbir saçma sapan savaşa da çekilmek istemiyorlar. Durum bu. Ayrıca ekonomik-finansal anlamda dışarıdan baskı uygulanmasını istemiyorlar bugün olduğu gibi. Türk Lirası baskı altında boykot vari eylemler var. Erdoğan bunlara karşı savaşıyor. Biz Almanlar Erdoğan'ın yanında yer almalıyız.
http://www.haber7.com/dunya/haber/25599 ... n/?detay=1

_________________
Yapılan yorum-analiz-grafik ve paylaşımlar,
kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 02 Mar 2018 19:30 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 2928
Meslek: Fotoğrafçılık

Resim

_________________
Yapılan yorum-analiz-grafik ve paylaşımlar,
kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 03 Mar 2018 10:48 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 12 Kas 2010 16:32
Mesajlar: 23
Meslek: İnşaat Mühendisliği

SAYIN CERIKLI yazılarınızı yıllardır takıpeden bırıyım .ıyıbır ınsan portrenız yazılarınıza paylasımlarınızayansıyor.22yasındaoglu kansere yakalanmıs bır caresız babaya yardım edıyoruz.sosyal medyadan cocugun ruhsal durumundan dolayı paylasamıyoruz.sız ve sevdıklerınıze ulasırsa cok sevabı olur dıye düsünüyorum.allah razı olsun akbank0224 32897 hesab kucuk yardımlar buyuk yaralar sarabılır.duyarlı arkadaslara sımdıden tesekkurler


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 13 Eyl 2018 22:28 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 2928
Meslek: Fotoğrafçılık

TARİH : 14.09.2018 MUHARREM AYI VE ÂŞÛRÂ GÜNÜ

Aziz Müminler!
Allah’ın yarattığı aylar, günler, geceler arasında çok kıymetli kazanç mevsimleri vardır. Halen içinde bulunduğumuz Muharrem ayı da müminlerce ganimet ve fırsat bilinmesi gereken kıymetli bir zaman dilimidir. Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem, ilâhî feyz ve bereketin, huzur ve güvenin başlangıcıdır.

Kıymetli Müslümanlar!
Muharrem ayı, savaşmanın haram kabul edildiği dört aydan biridir. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır. “Doğrusu Allah’a göre ayların sayısı, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına uygun olarak on ikidir; bunlardan dördü haram aylardır. İşte doğru olan hesap budur…”1 Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de “Ramazan ayından sonra en kıymetli oruç Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur”2 hadisi şerifiyle, bu ayın manevi bereketine işaret etmiştir.

Muhterem Kardeşlerim!
Önümüzdeki hafta Perşembe günü idrak edeceğimiz Muharrem ayının onuncu günü, Âşûrâ günüdür. Resûl-i Ekrem (s.a.s.), “Âşûrâ günü tutulan orucun, bir önceki yılın günahlarına kefaret olmasını Allah’tan ümit ediyorum”3 buyurmuş, Âşûrâ gününe, Muharrem’in dokuzuncu veya on birinci gününü de ekleyerek iki gün oruç tutmayı müminlere tavsiye etmiştir. 4

Kıymetli Müslümanlar!
Âşûrâ günü, aynı zamanda tarihimizde ve hafızalarımızda derin bir hüzün ile yer etmiştir. Bu elim günde, Sevgili Peygamberimizin torunu ve Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın gözünün nuru olan Hz. Hüseyin Efendimiz, yanında bulunan yetmişten fazla Müslüman ile birlikte Kerbelâ’da şehit edilmiştir. Kerbelâ, Allah ve Resûlüne iman edip, Ehl-i Beyt sevgisini gönüllerine nakşedenlerin ortak acısı, yürek sancısıdır. Bu menfur hadiseyi gerçekleştirenler, mezheb ve meşreb farkı gözetmeksizin, istisnasız bütün Müslümanların vicdanlarında mahkûm olmuşlardır. Bugün de nice İslam beldesi acı ve gözyaşıyla yoğrularak adeta birer Kerbelâ’ya dönmüştür. Kardeşlerimiz zulme uğrarken, masum kadın ve çocuklar hayattan koparılırken bizlere düşen, Kerbelâ’yı doğru anlamak ve haksızlıklar karşısında Hz. Hüseyin misali bir duruş sergilemektir.

Kardeşlerim!
Hz. Hüseyin, Kur’an-ı Kerim’i ve Rahmet Peygamberinin şerefli sünnetini kendine rehber edinmiştir. Zulme rıza göstermemiş, adaletsizliğe seyirci kalmamıştır. Kendisine yapılan telkinlere itibar etmeyerek hakkın, hakikatin, huzur ve barışın yeryüzüne hâkim olması için yola çıkmıştır. Böylelikle kıyamete kadar bütün insanlığa onurlu bir mücadelenin eşsiz örneğini sunmuştur.

Muhterem Müminler!
Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak, “Şüphesiz bu benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun; başka yollara sapmayın; sonra onlar sizi Allah’ın yolundan ayırır...”5 buyurmaktadır. Allah Resûlü (s.a.s.) de bizlere şöyle nasihatte bulunmaktadır. “Birbirinizin eksiğini bulmaya çalışmayın, birbirinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırtınızı dönmeyin, birbirinize kin ve nefret beslemeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeşler olun!” 6 O halde, geliniz! Irk, dil, mezheb ve meşreb farklılıklarının arkasına sığınarak kardeşliğimizi hedef alanlara, coğrafyamızda yeni Kerbelâ’lar yaşanmasını arzulayanlara karşı uyanık olalım. Hz. Hüseyin Efendimiz gibi iyilerin ve iyiliklerin yanında, kötülerin ve kötülüklerin karşısında olalım; hakkı ve hakikati ayakta tutalım. İslam’ın aydınlığında buluşan gönüllerimizle, birliğe, dirliğe, vahdete koşalım. Başta Hz. Hüseyin ve Kerbelâ’da şehit olan Ehl-i Beyt olmak üzere, mukaddesatımız uğruna can veren bütün şehitlerimize selam olsun. Makamları âlî, mekânları cennet olsun.

Kıymetli Kardeşlerim!
Pazartesi günü okullar açılıyor, yeni bir eğitimöğretim yılı başlıyor. Yeni eğitim-öğretim yılının geleceğimizin umudu olan öğrencilerimize, onları yarınlara hazırlayan öğretmenlerimize hayırlar getirmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Cenâb-ı Hak çocuklarımıza zihin açıklığı, öğretmenlerimize başarılar ihsan eylesin. 1 Tevbe, 9/36. 2 Tirmizî, Savm, 40. 3 Tirmizî, Savm, 48. 4 İbn Hanbel, I, 240. 5 En’âm, 6/153. 6 Buhâri Edep, 57. Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

_________________
Yapılan yorum-analiz-grafik ve paylaşımlar,
kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 21 Eyl 2018 09:13 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 2928
Meslek: Fotoğrafçılık

"Çalışmak, hayatımıza bereket getirir" olarak belirlendi. İşte 21 Eylül 2018 Cuma hutbesi...
Aziz Müminler!
Bizler, sabah ve akşam namazlarından sonra Haşr sûresinin son üç ayetini okuruz. Allah'ın varlığını, birliğini, yüceliğini hatırlar, en güzel isimleriyle O'nu tesbih ederiz. Peygamberimiz (s.a.s)'in sabah ve akşam bu ayetleri okuyanlara meleklerin dua edeceği müjdesine nail olmaya çalışırız.

Kıymetli Müslümanlar!
Haşr sûresinin son üç âyeti, هُوَ ا ه لٰلُّ الَٰذ۪ي اَ لَ اِهلهَ اِلََٰ هُوَ "Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur" şeklindeki tevhid ilkesiyle başlar. Her insana, bu hakikati gönülden kabul etmesi ve Allah'a samimiyetle bağlanması gerektiğini öğretir. عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَٰهَادَةَِۚ هُوَ الرَٰحْ ه منُ الرَٰح۪يمُ Rabbimiz, gizli ve aşikâr olanı, görüleni ve görülmeyeni hakkıyla bilendir.
Rahmân'dır; dünyada bütün insanlara karşı çok şefkatlidir. Rahîm'dir; âhirette ise sadece müminlere merhamet edendir.

Mümin, Allah'ın kendisini her an ve her yerde gördüğünün, her türlü niyetini bildiğinin farkında olarak yaşar. Çünkü o, Rabbinin kendisine şah damarından daha yakın olduğuna inanmıştır.

Aziz Kardeşlerim!
Allah Teâlâ, isimleri ile kendisini bize şöyle tanıtır. اَلْمَلِكُ الْقُدُٰوسُ السَٰلََمُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَز۪يزُ الْجَبَٰارُ الْمُتَ كَبِٰرُ Yüce Rabbimiz, Melik'tir; mülkün gerçek sahibidir. Varlık da O'nundur, yokluk da. Elimizdeki nimetleri bize emanet eden O'dur. Mümin, sahip olduğu her nimetin kendisine verilen bir emanet olduğu şuuruyla hareket eder. Mal ve mülkün, makam ve mevkiin, şan ve şöhretin esiri olmaz. Aksine gün gelip nimetin hesabını vereceğine olan inancıyla, emanete riayet eder.

Yüce Allah Kuddûs'tür; her türlü noksanlıktan uzaktır. Mutlak kemal sahibidir. O, Selâm'dır; esenlik, huzur ve barışın kaynağıdır. Mümin de, başta ailesi olmak üzere hayatının her alanında huzur ve sükûnetin hâkim olması için gayret gösterir.

Allah Teâlâ, Mümin'dir; güven veren, kendisine güvenenleri korkudan emin kılandır. Gönlünü açanlara iman bahşedendir. Müheymin'dir; her şeyi görüp gözetendir. Dünyanın türlü sıkıntıları karşısında el açıp yalvaracağımız, sığınağımız, dayanağımız O'dur.

O, Aziz'dir; yegâne galip, izzet ve şanın asıl sahibidir. Cebbâr'dır; murat ettiğini her durumda icra eden, yaraları saran, dertlere derman olan O'dur. Mütekebbir'dir; büyüklük ancak kendisine yaraşan, büyüklükte eşi olmayandır. O'nun karşısında herkes acizdir. سُبْحَانَ ا ه لٰلِّ عَمَٰا يُشْرِكُونَ Her türlü eksiklikten münezzeh olan Rabbimizin eşi ve benzeri yoktur.
Muhterem Müslümanlar!
Haşr sûresinin son ayetinde Yüce Rabbimiz şöyle buyurur: هُوَ ا ه لٰلُّ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِٰرُ Allah, istediğini istediği surette, hiçbir örneği olmadan yaratandır. Varlıkların şekil ve özelliklerini tayin edendir. Mümin, son nefesine kadar Rabbinin lütfettiği tertemiz fıtrata sahip çıkar. Allah nezdinde asıl değerli olanın görünüş, mal, mülk değil, iman-ı kâmil, kalb-i selîm, amel-i salih ve güzel ahlak olduğunu bilir. Gönlünü kin, nefret, fitne ve haset gibi kötülüklerden uzak tutar.

لَهُ الََْسْ اَ ماءُ الْحُسْ ه ن ى En güzel isimler O'nundur. Bizler en güzel isimleriyle Allah'a yakarışta bulunuruz. Peygamberimiz (s.a.s), "Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bu isimleri öğrenip gereğiyle amel ederek sayarsa cennete girer."3 buyurmuştur. Rabbimizin Esmâ-i Hüsnâ'sının anlamını idrak edip gereğiyle amel etmek hepimizin gayesi olmalıdır.

يُسَبِٰ حُ لَهُ مَا فِي السَٰ ه موَاتِ وَالََْرْضَِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder, yüceltir. O, mutlak güç, hüküm ve hikmet sahibidir. Bizlere düşen de hem dilimizle hem de rızasına uygun hal ve davranışlarımızla Yüce Rabbimizi tesbih etmek, O'na boyun eğmektir.
Cuma mesajları 2018 - 21 Eylül 2018 en güzel resimli Cuma mesajları
Kıymetli Kardeşlerim!
Allah'a imanın gereği, O'na hiçbir şeyi ortak koşmamak, O'ndan başka hiçbir gücün önünde boyun eğmemektir. Allah'a teslimiyetin bir göstergesi olan kulluk görevlerini asla ihmal etmemektir.

Bu mübarek cuma vaktinde hep birlikte Allah'a gönülden niyaz edelim ve diyelim ki: Rabbimiz! Bizleri sana hakkıyla inanan, İslam'a samimiyetle bağlanan, Haşr Sûresinde öğrettiğin hakikatleri anlayan ve yaşayan kullarından eyle! Kur'ân-ı Kerim'in rehberliğinden, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)'in örnekliğinden bizleri bir an olsun mahrum bırakma!

Ya Rabbi! Şehâdeti arzulayarak canlarından vazgeçmeyi göze alan ve gazilik payesi ile şereflenen kahraman gazilerimize sağlık, afiyet ve huzur dolu bir ömür ihsan eyle!

Din, vatan ve mukaddesat uğruna canını feda eden aziz şehitlerimize rahmet eyle!

_________________
Yapılan yorum-analiz-grafik ve paylaşımlar,
kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 25 Eyl 2018 17:36 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 2928
Meslek: Fotoğrafçılık

Kanada’da trans yağ gitti, kalp sağlığı geri geldi
İşlenmiş ve paketli gıdalarda bulunan trans yağlar son olarak Kanada’da da yasaklandı. Bu yasakla birlikte ülkedeki kalp sağlığı riski de azalmış oldu.
AA | 25.09.2018 - 16:52..

Resim

Genellikle kraker, çikolata, kek, bisküvi, mayonez, hazır patates kızartması, işlenmiş ve paketli gıdalarda bulunan trans yağları yasaklayan ülkelerde, kalp ve damar hastalıkları, tip 2 diyabet ve karaciğer yağlanmasının yaklaşık yüzde 6 azaldığı bildirildi. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Avrupa Endokrinoloji Derneği Yöneticisi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, Kanada Sağlık Bakanlığı'nca geçtiğimiz günlerde hidrojenize edilmiş (PHO) yapay trans yağların kullanımının resmen yasaklandığını ve bu kapsama ülke içinde üretilen gıda ürünlerinin yanı sıra ithal gıdaların da dahil edildiğini söyledi.



540 MİLYON ÖLÜME NEDEN OLUYOR
Trans yağların kullanımının Amerika Birleşik Devletleri'nde de yasaklandığını hatırlatan Yıldız, bu yağların başta kalp ve damar hastalıkları olmak üzere aralarında tip 2 diyabet ve karaciğer yağlanmasının da yer aldığı kronik metabolik hastalıkların gelişme riskini artırdığını dile getirdi. Global hastalık yükü çalışmalarının, endüstriyel trans yağların fazla tüketiminin dünyada her yıl 540 milyon ölüme neden olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Yıldız, trans yağların, doymamış bitkisel yağlara endüstriyel işlemlerle kısmi olarak hidrojen eklenip katılaştırılmasından elde edildiğini anlattı.

Resim

UCUZ VE UZUN ÖMÜRLÜ DİYE TERCİH EDİLİYOR
Yıldız, trans yağların zeytinyağı gibi doymamış bitkisel yağlara göre daha ucuz ve uzun ömürlü olduğunu aktaran Yıldız, "Yapay trans yağlar, kraker, çikolata, kek, bisküvi, mayonez, hazır patates kızartması ve daha pek çok işlenmiş ve paketli gıdada bulunmaktadır. Trans yağ içeren ürünlerin etiketlerinde 'hidrojenize nebati yağ' ya da 'hidrojenize bitkisel yağ' ifadesi yer alır" bilgisini verdi. İNSAN SAĞLIĞINA ETKİSİ Prof. Dr. Yıldız, trans yağların insan sağlığına etkisine ilişkin çok sayıda çalışma yapıldığına işaret ederek, "1990'lı yıllardan itibaren trans yağ tüketiminin LDL (kötü) kolesterol düzeylerini artırdığı ve HDL (iyi) kolesterol düzeylerini azalttığı gösterilmiştir. Trans yağ kullanımı, kalp ve damar hastalığı, tip 2 diyabet, karaciğer yağlanması gibi kronik metabolik hastalıkların gelişme riskini artırmaktadır" diye konuştu.



DSÖ, 2023 YILINI HEDEF GÖSTERDİ
Dünya Sağlık Örgütünün 2023 yılına kadar tüm dünyada trans yağ kullanımının tamamen ortadan kaldırılmasını hedeflediğini vurgulayan Yıldız, "Bu süreç tamamlanana kadar günlük trans yağ tüketiminin toplam enerji alımının yüzde 1'inden az olacak şekilde (2 bin kalorilik bir diyette 2.2. gramdan daha az) sınırlandırılması önerilmektedir. Gıdalarda endüstriyel trans yağ kullanımı, 2000'li yılların başında ilk olarak Danimarka, İsviçre ve İzlanda'da yasaklanmıştır. Yapılan bilimsel çalışmalarda, trans yağ kullanımının yasaklandığı ülkelerde kalp damar hastalığı görülme sıklığı ve bu hastalıklara bağlı ölümlerde yüzde 6'lara varan oranlarda azalma bildirilmiştir" şeklinde konuştu.



45 ÜLKEDE YASAKLANDI
Yıldız, bugüne kadar 45 ülkenin trans yağ kullanımının yasaklanması ya da kısıtlanmasına yönelik düzenlemeler yaptığına dikkati çekerek, haziran ayında Amerika Birleşik Devletleri ve bu ay da Kanada'da gıdalarda trans yağ kullanımını tamamen yasaklayan kanunların yürürlüğe girdiğini dile getirdi. Prof. Dr. Yıldız, "Trans yağların gıda zincirinden kaldırılmasına yönelik 2000 yılından itibaren değişik ülkelerdeki uygulamaları inceleyen 32 çalışma bir arada değerlendirildiğinde, sağlığın korunmasında en etkili sonucun gıdalarda trans yağ kullanımının yasaklanmasıyla alındığı görülmektedir. Trans yağ kullanımı, yasaklama ile tamamen ortadan kaldırılırken ürün etiketlemesine dayalı düzenlemelerle yüzde 30-74 ve gıda üreticilerinin gönüllülük esasına dayalı düzenlemeler ile ancak yüzde 20-38 oranında azaltılabilmektedir" dedi.

_________________
Yapılan yorum-analiz-grafik ve paylaşımlar,
kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 05 Eki 2018 07:24 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 2928
Meslek: Fotoğrafçılık

CENAZE ÂDÂBI: AHİRET YOLCUSUNA SON VAZİFELER

Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: "Her can ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz." Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: "Müslüman'ın Müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selâmını almak, hastalandığında ziyaretine gitmek, cenazesine katılmak, davetine icabet etmek ve aksırdığında ona rahmet dilemek."


Aziz Müminler!

Hayat, ilahi bir lütuf olduğu gibi ölüm de kaçınılmaz bir hakikattir. Dünyaya gelen her insan kendisine takdir edilen ömrü yaşayacak ve sonunda mutlaka ölecektir. İnsan nerede olursa olsun, ne kadar kaçarsa kaçsın, ne kadar çare ararsa arasın, ölüm onu muhakkak yakalayacaktır. Dünyadan, anadan, babadan, yardan, evlattan ayrılış gibi görünse de aslında ölüm, mümin kulların Cenab-ı Hakkın huzurunda sevdikleriyle yeniden buluşmalarının adıdır. Allah'a karşı kulluk vazifelerini yerine getirenler için huzur ve mutlulukla dolu yeni ve ebedî bir hayatın başlangıcıdır.

Kıymetli Müslümanlar!

Mümin olarak kardeşlerimizi ahiret hayatına uğurlarken yapmamız gereken dini ve insani birtakım sorumluluklarımız vardır. Bunların başında, ölüm döşeğinde olan kardeşimizi yalnız bırakmamak, son nefesine kadar ona yarenlik etmek, duyacağı şekilde kelime-i tevhid getirerek bu ikrar ile ruhunu teslim etmesine yardımcı olmak gelir. Allah Resûlü (s.a.s) bir hadislerinde "Ölmek üzere olanlarınıza َه َ ل ِ إ َ ِل إ ُ ا ّللَ َل' Allah'tan başka ilah yoktur' sözünü telkin ediniz" buyurmuştur.

Aziz Müminler!

Sevdiğini kaybedenin kalbinde hüzün, gözünde yaş olur. Nitekim Sevgili Peygamberimiz de henüz bebek olan oğlu İbrahim'i kaybettiğinde gözyaşı dökmüştür. Ama ölümün ibret dolu gerçekliğiyle karşılaştığı o anda Peygamber Efendimizin dilinden şu sözler dökülmüştür: "Göz yaşarır, kalp mahzun olur. Fakat biz Rabbimizin razı olacağı şeylerden başkasını söylemeyiz. Vallahi, Ey İbrâhim, biz senin ölümünden dolayı gerçekten üzgünüz."

Ölümü de hayatı da yaratan Allah'tır. Mümine düşen acısı ne kadar taze ve büyük olursa olsun feryat, figan, isyan etmeden, bir gün inşallah cennette buluşmak ümidiyle Allah'ın emrine rıza göstermek, O'ndan sabr-ı cemil niyaz etmektir. Yüce Rabbimizin ِ ا ِ ّلل ٰ َ ان ْيِه َرا ِج ُعو َن ِ َ ال ا ِ ََٓ ان ِو" َBiz Allah'a aidiz ve sonunda O'na döneceğiz" ilahi hitabına olan inanç, gönüllerin acısına merhem, kalplerin hasretine ilaçtır.

Muhterem Müslümanlar!

Ölenin ardından yapılması gereken vazifelerden biri de onun teçhiz ve tekfinidir. Bir kişi öldüğünde yakınları, dostları, komşuları ve diğer Müslümanlar haberdar edilir. Cenazesi mahremiyete dikkat edilerek özenle yıkanır ve kefenlenir. Cenazeyi en yakın akrabası veya onun görevlendireceği ehil kişiler yıkar. Ölenin borcu varsa mümkünse namazı kılınmadan önce geride bıraktığı mallardan ödenir, vasiyeti varsa bekletilmeden en kısa zamanda yerine getirilir.

Aziz Müminler!

Ölen kardeşimizin cenaze namazına katılmak, fâni dünyadan ebedi hayata uğurlarken Rabbimizden onu bağışlamasını dilemek, yerine getirmemiz gereken bir diğer dini vecibemizdir. Allah Resûlü (s.a.s), "Cenaze namazı kıldığınız zaman ölen kimseye samimiyetle dua ediniz" buyurmuştur.

Hüzünler paylaşıldıkça azalır. Ölenin yakınlarına taziyede bulunmak, sabır ve metanet dilemek iman kardeşliğinin bir gereğidir. Taziye geciktirilmemeli, başsağlığı dilerken ölenin yakınlarını üzecek söz ve davranışlardan kaçınılmalıdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bir hadislerinde "Ölülerinizin iyiliklerini anınız, kötülüklerini zikretmekten kaçınınız" buyurmuştur.

Muhterem Müminler!

Hüzün ve kayıp yaşayan cenaze sahiplerinin, ayrıca telaşa ve zahmete girerek taziye için gelenlere yemek hazırlayıp sunması uygun değildir. Akraba ve komşuların cenaze sahiplerine ve misafirlere ikramda bulunmaları ise sünnettir. Nitekim Mûte savaşında amcasının oğlu Câfer'in şehit olduğu haberi gelince Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), "Câfer'in ailesi için yemek hazırlayın, çünkü başlarına kendilerini meşgul edecek bir hâl geldi" buyurmuştur.

Kıymetli Müslümanlar!

Resûl-i Ekrem (s.a.s) "Lezzetleri yok edeni, yani ölümü çokça hatırlayın" buyurur. O halde ölümün vaaz veren, nasihat eden ve uyaran bir dili vardır. Cenaze merasimleri, ölene dua etmemize vesile olduğu kadar, kendimize bakmamıza ve hayatımızı gözden geçirmemize de imkân tanır. Bir gün gelecek ömür sermayemiz tükenecek, zerre miktarı da olsa her amelimiz karşılığını görecektir.

Müminler olarak bizler, Rabbimize karşı daima hüsn-i zanda bulunuruz. O'nun affını, mağfiretini ve merhametini bekleriz. Ölümün imanlı gönüllerimize ebedi baharın umudunu bırakacağına inanırız. Ancak bununla beraber İslam'ın dosdoğru yolundan ayrılmamak, hayatımızı istikamet üzere yaşamak için gayret sarf ederiz. İşte o zaman ölüm bize Allah'tan gelen bir vuslat selamı ve sonsuz barış yurduna açılan kapı olur.

_________________
Yapılan yorum-analiz-grafik ve paylaşımlar,
kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 09 Eki 2018 18:04 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 2928
Meslek: Fotoğrafçılık

PÖH'ler Karadeniz'de terörist avında

Doğu Karadeniz kırsalında terörle mücadele faaliyetleri sürüyor.
AA | 09.10.2018 - 16:13..


Gümüşhane kırsalındaki jandarma birliklerinin operasyonlarına, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde önceki yıllardaki meskun mahal operasyonları ile terörle mücadele kapsamındaki birçok operasyona katılarak tecrübe kazanan Gümüşhane Emniyet Müdürlüğüne bağlı PÖH timleri de etkin şekilde destek veriyor.

Resim


Kırsalda 24 saat esasına göre koordineli olarak arama-tarama, nöbet ve gözlem faaliyeti yürüten PÖH'ler, termal kameralı zırhlı araç desteğiyle pusu ve gözlem faaliyetlerini zorlu arazi koşullarına rağmen ara vermeden sürdürüyor.

EVLERDE YİYECEK BIRAKMAYIN
Güneydoğu'daki meskun mahal operasyonlarındaki tecrübelerini Doğu Karadeniz kırsalındaki operasyonlara da yansıtan polis özel harekat timleri, yaylaların boşalmaya başladığı bugünlerde operasyonlarının yanı sıra yayla evlerini ziyaret ederek, vatandaşlara evlerde yaşam malzemesi bırakmamaları konusunda uyarıda bulunuyor.

Resim


EL ÖPÜP HAYIR DUASI ALIYORLAR
Vatandaşların sevgisiyle karşılaşan timlerin yaşam malzemesi bırakmamaları uyarılarına vatandaşlar da destek ve hayır duası ile karşılık veriyor.

Polis özel harekat timlerinin kapısına giderek el öpüp uyarıda bulunduğu yaylacılardan 69 yaşındaki Seniha Algan, özel harekatçılara dua ederek her türlü isteklerinde yanlarında olduklarını söyledi.

Güvenlik güçlerine her türlü yardımı yapmaya hazır olduklarını ifade eden Algan, "Allah ömrünüze bereket versin. Siz ne derseniz bizim ona boynumuz kıldan incedir. Sizler bizim evladımızsınız. Bizim bekçilerimizsiniz. Allah size kaza bela göstermesin. Sizleri gördüm mü sarılasım geliyor." sözleriyle duygularını dile getirdi.


Resim

Kapısını çalarak yayla evinde yaşam malzemesi bırakmaması konusunda uyarılan 67 yaşındaki Adil Ayaz da sevgi gösterisiyle karşıladığı PÖH'lere yaylayı terk ederken evinde yaşam malzemesi bırakmama sözü verdi.

Yaylacılardan 55 yaşındaki Fatma Gürsoy ise sevgi gösterip su ikram ettiği özel harekat timlerinin isteklerini yerine getireceğini belirterek, güvenlik güçlerine dualar etti.

PKK'YA AĞIR DARBE VURULDU
Güvenlik güçlerinin Karadeniz kırsalında bu yılın ilk 9 ayında düzenlediği operasyonlarda 2'si "Terörden Arananlar Listesi"nde kırmızı, biri gri kategoride olmak üzere 7 terörist etkisiz hale getirilmişti.

Etkisiz hale getirilen teröristler arasında, Trabzon'da Ağustos 2017'de Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Başçavuş Ferhat Gedik'in şehit edildiği saldırının faili olduğu belirlenen kırmızı kategorideki Mehmet Yakışır da bulunuyor.

_________________
Yapılan yorum-analiz-grafik ve paylaşımlar,
kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 11 Eki 2018 19:01 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 2928
Meslek: Fotoğrafçılık

Resim



TARİH : 12.10.2018


Cumanız Mübârek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Aziz Müminler!
Peygamber Efendimiz, hicretten sonra muhacir ile ensarı kardeş ilan etmişti. Aralarında manevi kardeşlik bağı kurduğu sahabiler arasında Selmân-ı Fârisî ile Ebu’d-Derdâ da vardı. Ebu’d-Derdâ, İslam’la şereflendikten sonra Allah’a ibadet dışında hiçbir şeyle meşgul olmamaya karar vermişti. Ticareti bırakmış, hatta ailesini dahi ihmal etmeye başlamıştı. Onun bu durumuna şahit olan Selmân, kardeşi Ebu’d-Derdâ’yı şu sözlerle uyardı: “Rabbinin senin üzerinde hakkı vardır. Nefsinin senin üzerinde hakkı vardır. Ailenin senin üzerinde hakkı vardır. Şu halde her hak sahibine hakkını ver!” Ebu’d-Derdâ, Selmân’ın bu sözlerini Peygamber Efendimize aktarınca Allah Resûlü (s.a.s), “Selmân doğru söylemiş”[1] buyurdu.

Muhterem Müslümanlar!
Hakkın kaynağı Allah’tır. O, yerin ve göğün maliki, her şeyin sahibidir. Bizleri yoktan var eden, bizlere sayısız nimetler bahşedendir. Dolayısıyla hakkına en fazla riayet etmemiz gereken de O’dur. Peygamber Efendimiz (s.a.s), Rabbimize karşı sorumluluğumuzu ve bu sorumluluğu yerine getirdiğimizde elde edeceğimiz mükâfatı şöyle haber vermiştir: “Allah’ın kulları üzerindeki hakkı, kendisine hiçbir şeyi ortak koşmamaları ve O’na ibadet etmeleridir. Bunu yaptıkları takdirde kulların Allah üzerindeki hakkı ise Allah’ın onlara azap etmemesi, onları cennetine koymasıdır.”[2]

Kıymetli Müminler!
Allah Teâlâ, kendine kulluğun hemen ardından varlık sebebimiz olan anne babamızın hukukuna dikkat çekmiş ve şöyle buyurmuştur: “Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi ve anne babanıza iyi davranmanızı emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara ‘öf!’ bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.”[3]

Anne babaların çocukları üzerinde hakları olduğu gibi çocukların da anne baba üzerinde hakları vardır. Onları helal lokmayla beslemek, dinine bağlı, vatanına, milletine, insanlığa faydalı, güzel ahlaklı bireyler olarak yetiştirmek çocuklarımızın bizim üzerimizdeki hakkıdır. Nitekim Allah Resûlü (s.a.s) bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: “Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.”[4]

Değerli Müslümanlar!
Din, ırk ve cinsiyet farkı olmaksızın her insanın hayat hakkı vardır. Allah’ın çizdiği sınırlar dışında hangi gerekçeyle olursa olsun bir cana kıyılması, kadınların, çocukların, masumların yaşama haklarının ellerinden alınması çok büyük vebaldir. Rabbimiz, bu hususta şöyle buyurur: “Kim bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde devamlı kalmak üzere cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.”[5]

Muhterem Müslümanlar!
Dinimize göre; sadece insanlara değil, hayvanlara da şefkat ve merhametle yaklaşmalıyız. Hayvanlara eziyet etmenin, hayat haklarını hiçe saymanın ahiretteki neticesi hüsrandır. Nitekim Rahmet Peygamberi (s.a.s), bir kediyi hapsedip aç kalarak ölmesine sebep olan bir kadının bu zulmü yüzünden cehenneme gireceğini[6] buna mukabil susamış bir köpeğe su içiren bir adamdan Allah Teâlâ’nın hoşnut olup onu bağışladığını[7] haber vermiştir.

Aziz Müminler!
Hak ve hakikatin kitabı olan Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Takva sahiplerinin mallarında yardım isteyenlerin ve yoksulların belli bir hakkı vardır.”[8] Malında ihtiyaç sahiplerinin de hakkı olduğu bilincini taşıyan bir mümin, fakire, yoksula, yetime, kimsesize yardım etmekte bir an bile tereddüt etmez. Harcamalarında ölçülü hareket eder. İsraf ve gösterişten kaçınır. Sadeliği ve kanaatkârlığı tercih eder. Bir lokma ekmekte bile yeryüzü sakinlerinin hakkı olduğunu bilir.

Kıymetli Müminler!
İçinde yaşadığımız topluma karşı da sorumluluklarımız vardır. Bunları yerine getirmek, kul hakkı kadar kamu hakkını da gözetmek hepimizin vazifesidir. Zira hak ihlalleri bir toplumda huzura ve kardeşliğe yönelen en ciddi tehdittir. Şiddete göz yummak, çevreyi kirletmek, trafik kurallarına uymamak, kaçak elektrik kullanmak, stokçuluk yapmak, kamu malına zarar vermek gibi davranışların sonu toplumsal gerilim ve kayıptır. Peygamber Efendimiz bu kaybın ahirete uzanan boyutunu şöyle anlatır: “Âhiret gününde ne altın ne de gümüş para vardır. Bu nedenle haksızlık yapanın iyilik ve sevapları varsa bunlardan alınıp hak sahibine verilir. Şayet sevabı yoksa mağdur ettiği kişinin günahlarını yüklenir.”[9]

Kardeşlerim!
Allah’a döndürüleceğimiz, herkese hak ettiği karşılığın tam olarak verileceği ahiret gününe hazırlanalım. Hakka girmekten, hakkımız olmayanı talep etmekten, hakları sahiplerinden esirgeyerek zulmetmekten Allah’a sığınalım. Samimi bir kul, hürmetkâr bir evlat, şefkatli bir anne baba, vefakâr bir eş olalım. Yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevelim ve merhamet edelim.


[1] Buhârî, Savm, 51.
[2] İbn Hanbel, V, 239.
[3] İsrâ, 17/23.
[4] Tirmizî, Birr ve sıla, 33.
[5] Nisa, 4/93.
[6] Buhârî, Bed’ü’l-halk, 16.
[7] Buhârî, Müsâkât, 9.
[8] Zâriyât, 51/19.
[9] Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 2.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

_________________
Yapılan yorum-analiz-grafik ve paylaşımlar,
kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 15 Eki 2018 15:05 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 2928
Meslek: Fotoğrafçılık

Resim


Değerli müslümanlar,

Safer ayı, Hicrî ayların ikincisidir. Hicrî ayların birincisi, bilindiği gibi Muharrem ayıdır ve içinde aşûre günü vardı. Üçüncüsü ise Rebî’ül-Evvel ayıdır ve bu ayın 12. Gecesinde Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimiz (asm) arzımıza ve gönlümüze teşrif etti.

Hicrî takvimde bazı ayların ve günlerin; gerek içinde farz kılınan ibadetler, gerekse bir kudsî tarihin unvanı olmaları hasebiyle mukaddes tanındığı biliniyor. Meselâ Recep, Şaban ve Ramazan ayları, nafile ve farz ibadetlerin içerisinde teşrî kılındığı üç ibâdet ayı olarak bilinir; bu aylardan bilhassa Ramazan ayı ve bu ay içindeki Kadir Gecesi Kur’ân’da da ifâdesini bulur; diğer ikisi de muhtelif nafile ibâdetler için münbit birer zemin teşkil ettiği sahih hadislerde beyan edilir.

İslâmiyet öncesi Araplar arasında da Muharrem, Recep, Zilkâde ve Zilhicce aylarının hürmet duyulan aylardan olduğu ve bu aylarda Arapların savaş yapmaktan çekindikleri biliniyor.

Sahih kaynaklarda mübarek olduğu bildirilen diğer gün ve geceleri de burada zikretmek lâzım: Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Arefe gün ve geceleri, Kandil geceleri, Cuma günleri, Aşûre günü vs. gibi. Bu günlerde de gerek nafile, gerek vacip, gerekse farz olmak üzere değişik eda şekilleriyle muhtelif ibadetler yapılır.

Görüldüğü gibi İslâmiyet’te hürmet duyulan ve belli ibadetler için tahsis edilen aylar, günler ve geceler bulunmakla beraber; âfetler, musibetler ve semavî belâlar için tahsis edilen muayyen her hangi bir zaman diliminden söz etmek mümkün değildir. Böyle bir tahsisat, İslâm’ın ruhuna uygun değildir. Belli ayları İlâhî musibet ayı olarak ilân etmek doğru da değildir. Allah’ın irâdesini aylarla veya günlerle sınırlamak mümkün olmadığı gibi; böyle bir sınırlama çabası kulluk terbiyesine de yakışmaz.

İlâhî îkâz ve felâketler başka aylarda olmuyor mu? Kaldı ki, belli aylarda İlâhî ikazların yoğunlaştığını farz etsek bile, o ayların musibet ve uğursuzluk ayı olarak ilân edilmesi Resûlullah (asm) tarafından nehy edilmiştir.

Safer ayı, cahiliye Arapları tarafından uğursuz ay olarak tanınıyor ve bu ayda umre yapmak büyük günahlardan sayılıyordu. Resûlullah (asm) ise

“Umre her zaman helâldir!” (Buhari, Hac, H. No:777)

buyurarak bu aya atfedilen uğursuzluk inancını kırmıştı. Ama ne yazık ki; bu ayda akdedilen nikâhların uzun ömürlü olmayacağı, bu ayda yapılan faaliyetlerin sonuçsuz kalacağı, bu ayda başlanılan işlerin uğursuzlukla biteceği tarzındaki inançların, cahiliye Araplarından beri halk arasında yer yer varlığını sürdüre gelen hurafelerden olduğunu görüyoruz.

Ebû Hüreyre’nin (ra) rivâyetiyle Resûlullah (asm) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"İslâm'da taşe'üm (uğursuz sayma, kötüye yorma) yoktur; en iyisi tefe'ül (iyiye yorma) dır." (Buharî, Tıb, 54)

Böylece buu zararlı anlayışın İslam'da bulunmadığını ifade etmiştir. Diğer bir hadiste ise şöyle buyurmuştur:

"Eşya da uğursuzluk yoktur, Safer ayında uğursuzluk yoktur, baykuşun ötmesinde bir uğursuzluk yoktur." (Müslim, Selâm, 102)

Safer ayının normal aylardan olduğunu tespit ettikten sonra; her ne kadar güvenilir kaynaklarla teyit edilmese de burada, Safer ayında yapılması uygun bulunan şu duâyı zikredebiliriz:

“Bismillâhirrahmânirrahîm:
Allah’ım; hamd ve şükür sana mahsustur! Minnetim sanadır! Ben senin kulunum ve ben bundan dolayı huzurluyum! Nefsimi, dînimi, dünyamı, âhiretimi, işlerimin sonunu ve amelimi sana emânet ediyorum. Bütün Muhammed (asm) ümmetini senin gücünün, havlinin, kudretinin ve kuvvetinin şiddetinden, sana emânet ediyorum! Muhakkak sen, emâneti koruyansın; hükmü nâfiz olansın; kazâsı gâlib olansın!"

"Yâ Ahkeme’l-Hâkimîn ve yâ Esrae’l-Hâsibîn ve yâ Ekrame me’mûlin ve ecvede mes’ûlin yâ Hayyu yâ Kayyûmu yâ Kadîmü yâ Ferdu yâ Vitru yâ Ehadu yâ Samedu yâ men lem yelid ve lem yûled ve lem yekun lehû küfüven ehad! Yâ Azîzu Yâ Vehhâbu Salla’llâhu alâ hayr-i halkıhî Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecma’în!
Âmin!”

_________________
Yapılan yorum-analiz-grafik ve paylaşımlar,
kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir.


Çevrimdışı
 Profil  
 

Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver Sayfaya git Önceki  1 ... 15, 16, 17, 18, 19, 20  Sonraki


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir



Geçiş yap:  
kredi
Uyarı : Bu sitede tüm içeriği üyelerimiz oluşturmaktadır.5651 sayılı yasa gereği hukuki sorumluluk içeriği oluşturan üyemize aittir.Hukuka aykırı bir içerik gördüyseniz
ya da herhangi bir üyenin içeriği nedeniyle haklarınızın ihlal edildiğini düşünüyorsanız borsayorumu@borsayorumu.com adresinden iletişime geçebilirsiniz.