Zaman: 26 Mar 2017 21:49






Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki
 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 10 Haz 2016 21:44 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 1594
Meslek: Fotoğrafçılık

https://www.youtube.com/watch?v=0S1Kt5OEr7Q

_________________
Yapılan yorum-analiz-grafik ve paylaşımlar,
kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 15 Haz 2016 19:07 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 1594
Meslek: Fotoğrafçılık

Resim


2016 fitre miktarı Diyanet oruç fidyesini de belirledi

2016 yılı fitre miktarı Diyanet tarafından belirlendi. Peki oruç tutmayanlar ne kadar fidye ödeyecek. Diyanet fidye miktarını da açıkladı.

Eklenme Tarihi: 15/06/2016 16:05 - Güncelleme: 15/06/2016 16:05

2016 yılında fitre ve fidye miktarı belirlendi. Diyanet İşleri Başkanlığı bu yıl için miktarı günlük 15 lira olarak duyurdu.


Diyanet İşleri sitesinden bu yılın fitre miktarını ilan etti.
Buna göre 2016 yılında fitre miktarı 15 lira olarak belirlendi.

2016 yılı Sadaka-ı Fıtır miktarı mevcut sosyo-ekonomik hayat şartları ve bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacı göz önünde bulundurularak tespit edildi.

ORUÇ FİDYESİ NEDİR?

Fidye bazı ibadetlerin yapılamaması ya da yapılması sırasında birtakım kusurların işlenmesi halinde ödenen dini mali yükümlülüktür. İhtiyarlık ve şifa ümidi olmayan bir hastalık sebebiyle oruç tutamayan kişiler, daha sonra kaza etmesi mümkün olmayan kimseler oruç tutamadığı her gün için fidye öder. Bir fidye miktarı bir sadaka-i fıtır miktarı kadardır.

2016 ORUÇ FİDYESİ NE KADAR?

Fidye fiyatları her yıl değişir ve bu da Diyanet yetkilileri tarafından açıklanır. Diyanet'in belirlediği sadaka-i fıtır miktarı bu yıl 15 lira olarak ilan edildiği için fidye miktarı da bu kadar oldu. Oruç tutmayanlar her gün için 15 lira vermek durumundalar. Bu alt sınır yani bunun altında oruç fidyesi belirlenip verilemez. İsteyen üstünde bir rakam ödeyebilir. Ramazan ayının tamamında oruç tutmayanların fidye miktarı 450 lira yapıyor.

ORUÇ FİDYESİ İÇİN PARASI OLMAYANLAR NE YAPACAK?

Fidye vermek durumunda olan ancak maddi gücü bulunmayan kişiler ise Allah'tan af diler. Günler uzun olduğu için oruç tutamayan hasta veya yaşlılar kısa günlerde oruç tutarak kaza edebilirler.

ORUÇ FİDYESİ NE ZAMAN VERİLİR?

Oruç fidyeleri Ramazan ayının sonunda topluca verilebileceği gibi, Ramazan ayında günlük olarak ve ayın başında da verilebilir.

ORUÇ FİDYESİ KİMLERE VERİLMEZ?

Ramazan fidyesi zekat verilen kişilere verilebilir. Yani bireyin kendi torunu veya çocuğuna fidye vermesi mümkün değildir. Bunun yanında dedeye, anneye, babaya, büyük anneye, toruna, hanıma, evlada ve kafire fitre verilmez. Eğer gelin, damat, kayınvalide, kayınpeder, üvey çocuk ve kayınbirader gibi kan bağı olmayan akrabalar fakir ise onlara verilebilir. Hala, dayı, amca, teyze gibi kan bağı olan akrabalara fitre vermek daha çok sevaptır.

_________________
Yapılan yorum-analiz-grafik ve paylaşımlar,
kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 18 Haz 2016 18:52 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 1594
Meslek: Fotoğrafçılık

Resim


Sünnet yaptırırken nelere dikkat edilmeli?

17 Haziran 2016 Cuma, 10:54:08Güncelleme: 11:00:27


Üroloji Uzmanı Op. Dr. Ersin Konyalıoğlu, yanlış bir sünnetin bir ömrü etkileyebildiğini söyledi.

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte aileler, sünnetlik çağındaki çocukları için harekete geçerken, Üroloji Uzmanı Op. Dr. Ersin Konyalıoğlu, sünnette yapılmaması gerekenler hakkında önemli uyarılarda bulundu. Sünnetin sanıldığı gibi basit bir işlem olmadığına dikkat çeken Op. Dr. Konyalıoğlu, aksine sünnetin, çocuğun tüm hayatını etkileyecek önemli bir cerrahi müdahale olduğunu dile getirdi.


UZMAN DOKTORA BAŞVURUN

Sünnetin, ciddiyetle ve hastane ortamında uzman doktorlar tarafından yapılması gerektiğini belirten Konyalıoğlu, "Anadolu'nun bazı bölgelerinde hala devam etse de artık günümüzde 'sünnetçi' diye bir kavram kalmadı. Resmi olarak da yasaklandı. Her ne kadar hastane ortamında pratisyen hekimler de sünnet yapabilse, sünneti asıl yapması gerekenler üroloji uzmanları ya da çocuk cerrahlarıdır. Çocuklarını sünnet ettirmek isteyen ailelerin buna önemle dikkat etmeleri gerekir" diye konuştu.



SÜNNET OLACAK ÇOCUKTA BUNLARA DİKKAT!

ENFEKSİYON SORUNU

Yanlış yapılan sünnetin, hem çocuk hem de ailesi açısından büyük sorunlara yol açabileceğini vurgulayan Op. Dr. Ersin Konyalıoğlu, hastane dışında yapılan operasyonlarda enfeksiyon sorununun sık sık gündeme geldiğini hatırlattı. Enfeksiyon sürecinin uzamasının aileye de yansıdığını ve ailenin sıkıntılı bir döneme girdiğini aktaran Konyalıoğlu, bu durumda çocuğun gelecekteki yaşamını olumsuz etkileyecek kalıcı hasarlar oluşmasının da söz konusu olabileceğini dile getirdi.


"CİNSEL HAYATI ETKİLİYOR"

Sünnetin aynı zamanda plastik bir operasyon olduğunu ifade ederek estetik boyutuna da dikkat çeken Konyalıoğlu, yanlış sünnetin hem duygusal, hem de fiziksel hasarlara yol açtığının altını çizerek sözlerine şöyle devam etti: "Penis dokusunun kesilmesi, idrar yolunun zarar görmesi gibi çok daha ciddi sorunlarla karşılaşılabilir. Bu durumda acilen üroloji uzmanına başvurulması gerekir. Bu tür işlemlerde genellikle cerrahi operasyonlar yapılır. Sünnet hataları, hem cinsel sorunlara hem de üreme ve idrar yapmayla ilgili birtakım problemlere yol açar."

Yanlış yapılan sünnetin ilerleyen yaşlarda cinsel problemlere de yol açabileceğini hatırlatan Op. Dr. Ersin Konyalıoğlu, "Derinin kısa bırakılması ya da sünnet esnasında cinsel organın başına zarar verilmesi durumlarında çocuğun erişkinlik döneminde yaşayacağı cinsel hayatı da olumsuz etkilenir. İleride ereksiyon sorunuyla karşılaşılabilir" dedi.

"3 - 6 YAŞ ARASI TAVSİYE EDİLMİYOR"

3-6 yaş arasındaki çocukların sünnet yapılmasının çocuk psikiyatristleri tarafından da tavsiye edilmediğini ifade eden Konyalıoğlu şunları söyledi: "Çocukta travmatik bir durum oluşmaması için 3-6 yaş arasındaki çocuklara sünnet yapılmasını önermiyoruz. Sünnet öncesinde çocuklara maske anestezi uyguluyoruz. Bu genel narkoz değildir. Çocuğumuz kendi evinde uyuduğu gibi 15 dakikalık bir uykuya dalıyor. 6 ayın altındaki bebeklere ise lokal anestezi uyguluyoruz. 6 ayın altındaki bebeklerin sinirleri ve damarları tam gelişmediği için ağrısız ve daha büyük yaştakiler gibi kanamaları olmuyor. Bu da avantaj sayılabilir."

İHA

_________________
Yapılan yorum-analiz-grafik ve paylaşımlar,
kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 27 Haz 2016 23:22 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 1594
Meslek: Fotoğrafçılık

Turizmcilerde Rusya ve İsrail Sevinci


Resim


İsrail ve Rusya ile ilgili yaşanan gelişmeler turizmcilerde mutlulukla karşılandı.



İsrail ve Rusya ile ilgili yaşanan gelişmeler turizmcilerde mutlulukla karşılandı. Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Osman Ayık, ilk hedefin İsrail'den kısa sürede 1 milyon turiste ulaşmak olduğunu belirtirken, Rusya ile yaşanan olumlu gelişmelerin neticelenmesi halinde Rus turistlerin tatil için tekrar Türkiye'yi düşünebileceğini aktardı. Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Alanya Bölgesel Yürütme Kurulu (BYK) Başkanı Suat Çavuşoğlu da özellikle İsrail konusundaki gelişmelerin turist sayısını artıracağı görüşünü dile getirdi.

İsrail ve Rusya ile ilgili yaşanan gelişmeleri değerlendiren TÜROFED Başkanı Osman Ayık, bugünün çok önemli hale geldiğini söyledi. Osman Ayık, "Başta İsrail ile ilgili sorun çözüldü ve iki ülke anlaşmaya vardı. 2008 yılından beri devam eden 'one minute' ile başlayan sonra ' Mavi Marmara' olayı ile tırmanan olaylar bugün itibariyle aşağı yukarı çözüldü, sanıyorum iki ülke anlaştı. İsrail pazarı bizim için çok önemli pazarlardan bir tanesi. Biz 2008 krizinde bıraktığımızda aşağı yukarı 600 bin civarında İsrailli yabancı misafir ağırlıyorduk. Sonra Mavi Marmara olayı ile birlikte bu rakam aşağı yukarı sıfırlanmıştı. Son günlerde ufak tefek yumuşamalarla tekrardan bu rakamlar geri gelmeye başladı. Artışlar kendini göstermeye başlamıştı ama esas bugün atılan imzalardan sonra sanıyorum ciddi bir tırmanış bekliyoruz" dedi.

"İSRAİLLİ TURİSTLER 12 AYI KULLANIYOR"

İsraillilerin sadece otelde değil otel dışındaki mekanları da kullanan turist profili çizdiğini kaydeden Osman Ayık, "Yani çarşıda, pazarda da yoğun şekilde alışveriş yapan müşteri tipi vardı. Dolayısıyla bu anlamda bakıldığında İsrailli misafir bizim için en kıymetli müşterilerden bir tanesiydi. Onun için de bir an önce oradan hareketin başlaması bizim için çok önemli olacaktır diye düşünüyorum. Ama bir konu vardır İsrailli müşteriler için güvenlik konusunda çok hassastırlar. Sanıyorum yetkililerimiz bu konuda gereğini yapacaklardır" diye konuştu.

"KISA SÜREDE HEDEFİMİZ 1 MİLYON SAYISINA ULAŞMAK"

İsrailli turistlerin yoğunlukla Antalya ve İstanbul olmak üzere İzmir ve Muğla'yı tercih ettiğini vurgulayan Osman Ayık, "Bütün bu bölgelere de misafir gönderirler. Mesafenin yakınlığı aslında oradaki sayıların çok hızlı şekilde geri dönüşünü sağlayabilir. Oradaki ilk hedefimiz de en kısa sürede 1 milyon sayısına ulaşmaktır" dedi.

"RUS TURİSTLER ÜLKEMİZ TEKRAR TERCİH EDECEKTİR"

Rusya ile ilişkilerin de olumlu bir safhaya girdiğini aktaran Osman Ayık, şöyle dedi:

" Rusya da bizim turizm alanında özellikle en önemli kaynak pazarlarımızdan bir tanesi. Büyüklük olarak da ikinci büyük kaynak pazarımız. Dolayısıyla da buradaki bu iyimser hava, yumuşama sanıyorum tüm moralleri aslında düzeltecek. İnşallah da en kısa süre içerisinde olumlu şekilde bu görüşmeler neticelenir ve Rusya Federasyonu'nun uygulamış olduğu ambargolar kalkar. Kalktığı taktirde de eminiz ki ilk tatil deneyimlerini ülkemizde yaşayan Rus misafirler tekrardan ülkemize gelemeye başlayacaklardır."

"TURİZMCİLER İÇİN ÇOK SEVİNDİRİCİ"

TÜRSAB Alanya BYK Başkanı Suat Çavuşoğlu da İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkilerin iyi yönde gittiği haberlerinin turizmciler için çok sevindirici olduğunu söyledi. Alanya'ya daha önce İsrail'den çok yoğun yolcu gemilerinin geldiğini belirten Çavuşoğlu, "Genel olarak Türkiye'ye yoğun İsrailli geliyordu. 2008 yılında Türkiye'ye gelen İsrailli sayısı 559 bin olarak açıklanmıştı. Daha sonra 2010 yılında yaşanan Mavi Marmara olayından sonra maalesef İsrail'den gelen kişi sayısı 76 binlere kadar düştü. Sonraki yıllarda bu rakamlar biraz daha artmaya başladı" dedi.

ESKİ RAKAMLARI YAKALAMA BEKLENTİSİ

İlişkilerin bozulması üzerine Alanya'ya sadece Arap asıllı İsrailliler ve işadamlarının geldiğini kaydeden Çavuşoğlu, "Tatil paketi satın alan İsrailli turistler Türkiye'yi tercih etmemeye başladı. Şimdi bu iyileştirme ve iyi diyaloglarla eski rakamları yakalayarak daha ilerisine gidebileceğimizi tahmin ediyorum. Geçen sene Türkiye'ye İsrail'den gelen turist sayısı 224 bin olmuş. Tahmin ediyorum bu sayı 560 binlere kadar çıkacak. Yeter ki iyi diyaloglarımızın devamı gelsin. Alanya'ya İsrail'den her hafta bir gemi geliyordu. Esnafımız için büyük nimet. Binlerce İsrailli Alanya caddelerinde alışveriş yapıyordu. Bunları tekrar göreceğiz. Bu karşılıklı iyileştirme Alanya'mız için çok iyi olacak" diye konuştu.

_________________
Yapılan yorum-analiz-grafik ve paylaşımlar,
kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 27 Haz 2016 23:55 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 1594
Meslek: Fotoğrafçılık

Resim

Fed Faiz Artırımı Yerine İndirim Yapar mı ?


Fed fon vadelileri Temmuz'da faiz artırımı yerine indirime işaret ediyor

24 Haziran 2016·

Fed fon vadelilerine göre, Temmuz’da faiz artırımı olasılığı yüzde 0, faiz indirimi olasılığıysa yüzde 12

Fed fon vadelilerindeki fiyatlamaya göre, Temmuz’da faiz artırımı olasılığı yüzde 0 seviyesinde bulunurken, faiz indirimi olasılığı yüzde 12 seviyesinde seyrediyor. Hatta bunun da ötesinde, faiz indirimi olasılığı, 2016 yılı boyunca faiz artırımı olasılığının üzerinde bulunuyor.

Fed’in faiz indirme olasılığı Temmuz toplantısında yüzde 12 seviyesindeyken, Eylül’de faiz indirimi olasılığı yüzde 15.5, Aralık’ta faiz indirimi olasılığıysa yüzde 13.7 seviyesinde bulunuyor.

Faiz artırım olasılığıysa, Temmuz, Eylül ve Kasım toplantıları için yüzde 0, Aralık toplantısı içinse yüzde 10.1 seviyesinde fiyatlanıyor.

Fed fon vadelilerinin faiz artırımı ihtimalini tam olarak fiyatladığı ilk tarih dün itibariyle Ocak 2017

tarihiyken, bugün itibariyle faiz artırımının tam olarak fiyatlandığı ilk tarih Şubat 2018 olarak gözüküyor.

_________________
Yapılan yorum-analiz-grafik ve paylaşımlar,
kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 28 Haz 2016 20:09 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 1594
Meslek: Fotoğrafçılık

Resim


Zekât Kimlere Verilir, Kimlere Verilmez?



*Ana-babaya, dedeye, büyükanneye, evlada, toruna, hanıma ve kâfire zekât verilmez. Fakir olmak şartıyla geline, kardeş, hala, amca, dayı, teyze gibi akrabaya, damada, kayınvalideye, kayınpedere, kayınbiradere, üvey çocuğa zekât verilir. Eğer salih iseler, yakın akrabaya zekât vermek daha çok sevab olur.
*İddet beklemekte olan boşanmış zevcesine de veremez. Çünkü buna vereceği zekâtın yararı kısmen de olsa kendisine ait bulunmuş olur. Oysa bu yarar, tamamen kendisinden kesilmiş bulunmalıdır.
*Kadın, dinen fakir olan kocasına İmameyn’e göre zekât verir. Kocası maddî sıkıntı içinde ise, bu kavle uymakta mahzur olmaz.
*Hayır kurumlarına (medrese, Kur’ân kursu veya vakıflara), câmi, mescid, yol, köprü gibi temlik bulunmayan şeylerin inşâ ve tâmirine zekât verilmez. Hayır işlerine zekât verilemezse de, zekât alan bir fakir, almış olduğu bu parayı yol, cami, köprü ve çeşme gibi hayır işlerine harcayabilir. Bunda zekât veren de, harcayan fakir de sevap kazanır.

Buralara zekât olarak verilen paralar bir fakire temlik edildikten sonra, o fakirin de kendi gönül rızâsıyla, herhangi bir baskı ve zorlama olmaksızın bu parayı o kuruma veya vakfa hibe (hediye) etmesiyle birlikte orada bulunan talebelerin veya kurumun ihtiyaçlarına sarf edilebilir.

*Temel ihtiyaçlarından başka nisab miktarı bir mala sahip olana da zekât verilemez; çünkü bu kimse zengin sayılır, ihtiyaçtan fazla olarak elde bulunan malın ticaret eşyası, nakit para gibi artan bir mal yahut ev ve ev eşyası gibi artmayan bir mal olması fark etmez.

*Verilen bir zekât, fakir tarafından veya fakir olan çocuğun ve mecnunun velisi veya vasisi tarafından alınmadıkça tamam olmaz. Fakir olan bir bunağın veya bülûğa yaklaşmışın veya paranın kıymetini bilip aldanmayacak bir yaşta bulunan çocuğun zekâtı alması yeterlidir.

*Hâşim Oğulları ile bunların âzadlılarına zekât verilemeyeceği gibi, öşür, adak, keffâret benzeri diğer sadakalar da verilemez. Zekât ve bunun cinsinden sayılan şeyler, insanların yıkantısı sayılır. Hâşim oğullarının şeref ve kıymeti böyle bir şeyi kabulden beridir. Bunlara ancak bir ikram ve hediye şekli ile sadaka verilebilir.

*Kendisine zekât verilecek kimse, zekâtı alma zamanında zekât almaya ehil bulunmalıdır. Bu ehliyetin sonradan kaybolması, peşin verilen zekâtın sıhhatine engel olmaz.
Buna göre, bir malın zekâtı daha sene dolmadan bir fakire verildikten sonra, sene henüz sona ermeden o fakir zengin olsa veya ölse, o malın zekâtını yeniden vermek gerekmez ve böyle verilen zekât da geri alınamaz. Çünkü verilmesinden beklenen sevab kazanılmıştır.

*Zekâtı, malın bulunduğu yerdeki fakirlere vermelidir. Yıl sonunda başka memleketlerdeki fakirlere gönderilmesi mekruhtur. Ancak kendilerine zekât gönderilecek kimseler, akraba iseler veya malın bulunduğu yerdeki fakirlerden daha muhtaç iseler, o zaman uzakta olan bu gibilere gönderilmesinde kerahet olmaz.

Bununla beraber zekâtı, daha senesi dolmadan başka bir memlekete göndermekte bir sakınca yoktur.

*Gayrimüslime zekât verilmez.

Zekât, müslüman olmayanlara verilemez. Çünkü zekât müslim olan fakirlerin hakkıdır. Bir hadis-i şerifde:”Zekâtı, müslümanların zenginlerinden alıp fakirlerine veriniz,”buyrulmuştur. Bunun için müslüman olmayanlar zekât vermekle yükümlü değillerdir. Bu ibadet, müslümanlara ait dinî ve içtimaî (sosyal) bir görevdir. Bu göreve ortaklık etmeyenlerin bundan faydalanma hakları olamaz.
Yalnız İmam Züfer, zekâtın zimmîlere (İslam idaresi altındaki gayri müslimlere) de verilmesini caiz görmüştür. Çünkü zekâttan maksad, bir ibadet yolu ile muhtaç kimseleri ihtiyaçtan kurtarmaktır. Bu maksad da, fakir zimmîlere zekâtı vermekle elde edilir. Bununla beraber nafile sayılan sadakaların zimmîlere verilebileceğinde ittifak vardır.

*Zekât verilecek kimseyi araştırmak gerekir, zan üzerine zekât verilmez. Zengine, ana baba, evlat gibi yakına veya Müslüman olmayana zekât vermek sahih değildir. Ancak zekât verilecek kimseyi araştırarak zekâtını verdikten sonra, bunun zengin veya zekât verilmesi caiz olmayan biri olduğu anlaşılsa zararı olmaz. Yani zekâtı sahihtir. Araştırıp verdiği için tekrar vermesi gerekmez.

Bir kimse zekâtını vermek için araştırma yapıp zekâta ehil olduğunu anladığı bir adama zekâtını verir de, gerçekten o adamın zekâta ehil olduğu meydana çıkarsa, ittifakla bu zekât caiz olur. Aksine durumu anlaşılamaz veya zengin olduğu sonradan meydana çıkarsa, İmamı Azam ile İmam Muhammed’e göre, yine zekât geçerli olur.

Fakat araştırma yapmaksızın ve zekâta ehil olup olmadığını hiç düşünmeden zekât verilecek olsa, geçerli olursa da, zekâta ehil olmadığı sonradan meydana çıkarsa, yeniden zekâtı vermek gerekir. Çünkü araştırma işinde noksanlık yapılmıştır.

Zekâta ehil olup olmadığında şübhe edilen bir kimseye araştırma yapmaksızın verilen zekât, geçerli olmamak tehlikesindedir. Eğer sonradan o kimsenin fakir olduğu meydana çıkmış olursa, zekât yerini bulmuş olur, değilse olmaz.

*Zekâtta salih akrabayı tercih etmeli, çünkü zekâtı, salih olan fakir akrabaya vermek daha sevabdır. Hadis-i şerifte, (Fakir akrabası varken, başkalarına verilen zekâtı, Allahü teâlâ kabul etmez) buyuruldu. Yani zekât borcundan kurtulursa da, zekâttan hâsıl olan büyük sevaba kavuşamaz.

Zekâtı akrabaya vermek daha faziletlidir. Şöyle ki: Önce muhtaç olan erkek veya kız kardeşlere, sonra bunların çocuklarına, sonra amcalara, halalara, sonra bunların çocuklarına; sonra dayılara, teyzelere ve bunların çocuklarına, daha sonra akraba sayılan diğer yakınlara vermek daha faziletlidir. Bunlardan sonra da fakir komşulara ve meslek arkadaşlarına vermekte fazilet vardır.

*Zekât verirken, zekât demek gerekmez, hediye dense de caizdir.


*Fakirdeki alacağını zekâta saymak caiz olmaz. Ancak fakirde alacağı olan zenginin, zekâtını fakire vermesi, fakirin de, aldıktan sonra, tekrar zengine geri vererek borcunu ödemesi gerekir.

*Fakirde alacağı olan, fakirin, borcunu vereceğine güvenemiyorsa, güvendiği birini fakire gösterip, (Zekâtını almak ve borcunu ödemek için, bunu vekil yap) der. Zekâtı bu vekile verir. Vekil de, zengine geri vererek, fakirin borcunu öder. Böylece hem zekât dine uygun verilmiş, hem de, fakirin borcu ödenmiş olur.

*Ev kirasını ödeyemeyen fakir kiracıya, mal sahibi, kirayı almadan bağışlasa, bu para zekât yerine geçmez, sadaka olur.

_________________
Yapılan yorum-analiz-grafik ve paylaşımlar,
kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 03 Tem 2016 15:10 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 1594
Meslek: Fotoğrafçılık

https://www.youtube.com/watch?v=ZuWvrSBNoW8

_________________
Yapılan yorum-analiz-grafik ve paylaşımlar,
kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 03 Tem 2016 18:59 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 1594
Meslek: Fotoğrafçılık

Resim


MÜSİAD Başkanı'ndan Osmanlı geleneği!

MÜSİAD Başkanı Nail Olpak, 'zimem' geleneğini devam ettirmek için bakkalları dolaştı.
MÜSİAD Başkanı'ndan Osmanlı geleneği!
Eklenme: 03 Temmuz 2016, 18:00


Zimem geleneğini devam ettirmek isteyen MÜSİAD'ın başkanı Nail Olpak bakkalları dolaşarak veresiye defterlerini satın aldı. Bir bakkal sahibi ise 'Şaka mı bu?' diyerek mutluluğunu ifade etti.

Osmanlı geleneği olarak yapılan hayırlardan biri de “zimem” denilen veresiye defterini satın almakmış.

Habertürk'ten Serpil Yılmaz'ın yazısına göre, bu geleneği devam ettirmek için Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Nail Olpak da dükkanları gezdi.

ZİMEM NEDİR?

Türkiye’de yaklaşık 250 bin bakkalın olduğunu belirten Olpak, zimem defterini şöyle anlattı.

“Osmanlı’da Ramazan ayı gelince zenginler, kim oldukları belli olmasın diye tebdili kıyafet esnafı dolaşır, zimem denilen borç defterini satın alırlarmış. Bu geleneği devam ettirmek istedik. Bağış yapan üyelerimiz adına bakkalları dolaşıp, ödenemeyen borçların yazılı olduğu veresiye defterini satın alacağız. Bunu yalnızca Ramazan ayında yapmayacağız, diğer aylarda da sürdüreceğiz. Bakkalların veresiye defterinde 5 bin liradan 25 bin liraya kadar borç birikiyor. Satın alarak hem bakkala, hem de yoksullara destek oluyoruz” diyor.

Bir dönem bakkallık yaptığını belirten Olpak, yurtiçinde ve dışındaki MÜSİAD şubelerinde de aynı geleneğin yaşatılacağını vurguluyor.

BİR OSMANLI GELENEĞİ DAHA

MÜSİAD’ın 11 bin üyesi arasında dayanışma sağlamak için de “Karz-ı Hasen Sandığı” kurduklarını belirten Olpak, “Arzu eden üyelerimiz 1000 lira yıllık ödeyerek bu yardım sandığına üye oluyor. Sandıkta toplanan paralar, ekonomik güçlüğe düşen üyelerimize dağıtılacak” diye ekliyor.

BAKKALLARI DOLAŞIP BORÇLARI KARALADI!

Marketlerin yayılmasıyla yok olmaya başlayan bakkalların, mahalle yaşamının merkezinde olduğu unutulsa da, dar gelirli bölgelerde bu durum değişmedi.

Veresiye defterindeki borçları “karalama” zamanı; yola çıkıyoruz... İlk durağımız Eyüp’te Abuzer Uğurlu’nun oğlu Cebrail Uğurlu’nun başında olduğu 29 yıllık bakkal Bulut Gıda. Olpak, Uğurlu’ya niye geldiğimizi anlatıp veresiye defterini çıkarmasını istiyor.

Burada günlük, haftalık ya da aylık cari borçları olanların dışında, ödemelerini yapamayanların borçlarını hesaplamasını istiyor.

Olpak, biriken borçların yazılı olduğu sayfaları hayırsever bir üyesi adına kesip 7 bin liraya satın alıyor.

İkinci durağımız, Eyüp Topçular Mahallesi’nde 1973 yılından beri açık olan Yılmaz Gıda. Türkyılmaz Ailesi’nde üçüncü kuşak tezgâhın başında duruyor. Baba aileyi geçindirebilmek için servis şoförlüğü yapıyor.

Bakkaldaki yazı dikkatimi çekiyor: “Sigara veresiyesi yoktur.”

Olpak veresiye defterinde biriken 4 bin 100 lirayı oracıkta ödeyip ilgili sayfaları cebine koyunca bakkala dönüp soruyoruz: “Borçlu ödeme yapmak istediğinde, ona hesabını bir hayırseverin kapattığını söyleyeceğinizden emin olabilir miyiz?”

Baba Türkyılmaz hemen ortaya bir fikir atıyor: “Verdikleri parayı mahallemizde yapılan yatılı Kuran kursuna bağışlayacağım.”

Bu fikri üç nedenden ötürü hiçbirimiz benimsemiyoruz. Birincisi borçlu zaten yoksul; ondan bağış istemek doğru değil. İkincisi, bağış kişinin kendi rızasına kalmalı; başkası onun adına parasını kullanamaz. Üçüncüsünü de Olpak ekliyor: Bu hayrı “şartlı” olarak yapmıyoruz.

Anlaşılan o ki, bakkalların tutumları takip edilmeli...

'KAMERA ŞAKASI MI?'

Üçüncü durağımız, müthiş eğlenceli geçti. Bu kez bakkalımız “Balat Aile Kileri”...

60 yıllık bakkalın, ilk açılan yeri “kiler” olarak korunmuş, yana doğru büyümüş.

Dükkânı açan babasını bundan 10 yıl önce kaybeden mahallenin “Necibe Abla”sı, tezgâhın başına geçmiş.

Olpak ziyaret nedenimizi anlattığında, gözlerinin içi gülüyor, “Kamera şakası mı, gerçek mi?” diye soruyor.

Veresiye defterinde geri dönmesi mümkün görünmeyen borçların tutarı 8 bin lirayı aşıyor. Necibe Abla heyecan içinde kalem kalem veresiye hesapları toplarken her birinin öyküsü dökülüyor ağzından...

Neriman Teyze çok sevinecek: 80 yaşında, yalnız yaşıyor...

Zübeyde Abla çok sevinecek: Kızını tıp fakültesinde okutuyor, hasta haliyle konfeksiyonda çalışıyor.

Ömür Abla çok sevinecek: Kızına nişan yapacaktı, “Önümüzdeki ay öderim, veresiye yazar mısın?” diyordu. İyi ki vermişim. Mübarek günde siz karşıma çıktınız...

Veresiye defterinde aydan aya da olsa düzenli ödeme yapan müşterilerini hatırlıyor, “9 bin lira verin, onlar da sevinsin” diyor.

Olpak binlikleri eline sayarken, Necibe Abla borçlarının silindiğini öğrenen komşularının ne kadar sevineceklerini hayal edip mutluluktan uçuyor. En azından mahallesindeki 53-54 kişi bu bayram bakkal borcunun kasvetinden kurtulacak.

_________________
Yapılan yorum-analiz-grafik ve paylaşımlar,
kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 05 Tem 2016 23:28 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 1594
Meslek: Fotoğrafçılık

Resim

Aşırı et tüketiyorsanız, dikkat!

Romatizmal bir hastalık olan Gut, çoğunlukla et ve sakatat ağırlıklı beslenen kişilerde görülüyor.

Eklenme: 05 Temmuz 2016, 22:30
Yeni Akit

Tedavi edilmediği takdirde damar sertliğini hızlandırarak kalp krizi ve inme gibi sorunlara yol açabilen hastalık, özellikle 30 yaş üstü erkekleri tehdit ediyor. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Romatoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Soy, gut hastalığından korunmak için günlük et, balık ve kümes hayvanı tüketiminin 113-170 gramın üzerinde olmaması uyarısında bulunuyor.

Uzmanlar, özellikle sofraların en zengin dönemini yaşadığı bayram günlerinde aşırı et tüketiminden uzak durulması uyarısında bulunuyor. Çünkü ihtiyaçtan fazla protein tüketimi, kolesterolü yükselterek böbrek fonksiyonlarını bozuyor ve gut hastalığına davetiye çıkarıyor. Aşırı et ve alkol tüketimi, Gut hastalığını tetikleyen en önemli faktörler arasında geliyor. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Romatoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Soy, eskiden "Kralların Hastalığı" veya "Zengin Hastalığı" olarak bilinen gut hastalığının günümüzde her 100 erişkinden birini tehdit ettiğini söylüyor.

Prof. Dr. Soy, “Özellikle 30 yaş üstü erkeklerde görülen ve yaygınlığı artan hastalık, eklemlerde ani şekilde gelişen şiddetli ağrı, kızarıklık, şişlik ve hassasiyete neden oluyor. Tedavi edilmezse eklemlerde harabiyet, böbrek taşları ve bozukluklarına, daha önemlisi de damar sertliğini hızlandırıp kalp krizi, inme gibi sorunları tetikleyebiliyor. Diyabet, yüksek kolesterol seviyeleri, obezite, hipertansiyon, karaciğerde yağlanma gut ile sıklıkla birlikte görülen diğer patolojilerdir” diyor. Prof. Dr. Mehmet Soy, özellikle orta yaşlı erkekleri tehdit eden gut hastalığı ile ilgili merak edilenleri anlattı:

ROMATİZMAL BİR HASTALIK

Gut eklemlerde şiddetli ağrı, kızarıklık, şişlik ve hassasiyetle kendini gösteren romatizmal bir hastalıktır. Eskiden zenginlerde daha çok görüldüğü sanılırdı, bu nedenle kralların hastalığı ya da zengin hastalığı diye bilinirdi. Ancak günümüzde pek de sınıf farkı gözetmediği anlaşılmıştır. Gut, vücutta normalde bulunan protein türü olan pürin metabolizmasının son ürünü olan ve ürik asit olarak adlandırılan bir maddenin, eklemlerde ve dokularda çökmesi neticesinde oluşur. Bu çöken maddelere ‘Mono sodyum ürat (MSU)’ kristalleri denir. Gut, klasik olarak orta yaş erkeklerin hastalığı olarak bilinir. 40 yaş üstündeki erkeklerdeki tekrarlayan eklem iltihabı (artrit) en sık nedenidir. Kadınlarda genelde menopozdan sonra başlar.

AYAK BAŞPARMAĞINDAN BAŞLIYOR

Gut, genelde tek eklemde başlar, en sık olarak da ayak başparmağında tutuluma yol açar. Özellikle gece yarısından sonra başlayan şiddetli ayak başparmağı ağrısı olduğunda aklımıza gut gelmelidir. Ayak başparmağı dışında ayak bileği, el parmakları el bilekleri ve dirsekler sıklıkla etkilenen bölgelerdir. Bazen birden çok eklemi etkiler ve diğer iltihaplı romatizmalardan ayrımı zorlaşabilir. Ataklar sıklıkla bir hafta kadar sürer ve kendiliğinden geçer. Ancak ürik asit seviyesinde ani değişim yapan her durum, atağın tekrarlamasına neden olabilir.

AĞRILAR GENEL OLARAK GECE YARISI BAŞLIYOR

Ataklar genellikle gece yarısı ya da sabaha doğru ayak başparmağında şiddetli ağrı, şişlik, kızarıklık, hassasiyet ve ısı artışıyla başlar.
Ağrı ve hassasiyet çok şiddetlidir. Hasta ayağının üzerine basamaz hale gelir, ayağını hareket ettiremeyebilir, ayakkabı giyemez hatta yorganın bile değmesini istemez.
Ağrı ilk 12-24 saat içinde daha da şiddetlenir.
Atak ortalama bir hafta içinde kendiliğinden geçer. Bazen o eklemde daha azalmakla birlikte birkaç hafta daha rahatsızlık kalabilir.

ORGAN VE EKLEM BOZUKLUKLARINA YOL AÇABİLİR

Tedavi edilmeyen olgularda uzun dönem içinde ataklar tekrarlama eğilimindedir. Bu ataklar daha sık oluşmaya, poliartiküler olmaya ve ateşli seyretmeye meyillidir. Eklemler atak sonrasında tam iyileşir ancak bazı olgularda eklemlerde ‘destrüksiyon’ gelişir. Hastalık tedavi edilmez ve ürik asit yüksek seyrederse, yıllar içinde tofüs denilen deri altı yumruları oluşur. Bu yumrular bazen eklem içlerinde ve hatta iç organlarda da yerleşebilirler. Bu durumda organ fonksiyon bozukluklarına ve eklem hasarlarına yol açabilirler. Alkol kullanımı ve diüretik gibi ilaçların kullanımı da bu grupta daha sık bir özelliktir.

OBEZİTE GUT OLUŞUMUNU ARTIRIYOR

Gut ve hiperürisemi, sıklıkla diğer önemli metabolik bozukluklara eşlik eder. Başlıcaları obezite, hiperlipidemi, hipertansiyon, karaciğerde yağlanma ve azalmış glikoz intoleransıdır (Diyabete yatkınlık). Bir çalışmada 35 yaşın altında obezite, gut için önemli risk faktörü olarak bulunmuştur. Gutlu olguların yüzde 48’inde anormal glukoz intoleransı saptanmıştır. Obezite birçok yoldan gut oluşumunu artırmaktadır. Bazı olgularda artmış ürik asit oluşumu bazı olgularda ise azalmış renal ürik asit atılımı saptanır. Kilo azalması, serum ürik asit seviyesinde azalma sağlar.

Hipertansiyon, gutlu olgularda sık karşılaşılan bir diğer hastalıktır. Klasik gutlu olguların yüzde 25-50 kadarında hipertansiyon saptanmıştır.

TANI İÇİN EKLEMDEKİ SIVIYA BAKILIYOR

Gutun en iyi tanısı, dokularda ya da şişen eklemin sıvısında, daha da anlamlı olarak vücuttaki enfeksiyonu atmak için çalışan özel beyaz kan hücreleri (nötrofiller) tarafından yutulmuş, ürik asit kristallerinin gösterilmesi ile konur. Ancak bu sıklıkla mümkün olmadığı için her eklemden sıvı alınamamaktadır. Bu durumda klinik diğer özellikleri göz önüne alıp tanı koymak lazımdır. Bu hastalık sıklıkla başka metabolik sorunları da beraber taşıdığından, gut olgularının dahiliye ve romatoloji uzmanı tarafından takip ve tedavi edilmesi gerekir.

TEDAVİ İKİ AŞAMALI

Gut tedavisi, atak ve atak dışı tedaviler olmak üzere iki aşamalıdır. Tedavinin amacı gut ataklarının ve komplikasyonlarının önlenmesidir:

1) Akut gut artriti geliştiğinde Ağrı ve inflamasyonu gidermek için; steroid olmayan ağrı ve inflamasyon giderici ilaçların (naprosin, diklofenak, indometazin gibi tedaviler) mide korunarak verilmesi gerekir. Altta yatan koroner problem veya böbrek fonksiyon bozukluğu gibi yandaş hastalık durumlarında kortikosteroid, tercihen eklem içine enjeksiyon veya düşük doz ağızdan kullanılabilir.

2) Gut komplikasyonları ve atak gelmesini önlemek için ürik asit üretimini azaltan ilaçlar kullanılır.

_________________
Yapılan yorum-analiz-grafik ve paylaşımlar,
kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 06 Ağu 2016 21:02 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 1594
Meslek: Fotoğrafçılık

Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Moody's Türkiye'yi Pas Geçti

Resim

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's Türkiye'nin not değerlendirmesini pas geçti.
Türkiye'nin notu y.a.t.ı.r.ı.m y.a.p.ı.la.b.i.l.i.r seviyede kaldı.

Darbe girişiminin ardından Türkiye'nin kredi notunu ve not görünümünü "negatif" izlemeye alan kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, bu durumun Türkiye üzerindeki etkilerini izlemeye devam edeceğini belirtti.

Kredi derecelendirme kuruluşu, başarısız darbe girişiminin Türkiye'deki zorlukları alevlendireceğini söyledi. Moody's darbenin orta vadeli etkilerini şu konularda değerlendireceğini söyledi:

- Türkiye'nin politika yapıcı kurumlarını ve iş ortamını

- Olası şokları absorbe edecek dış tamponları, Türkiye'nin yüksek derecede bağlı olduğu zarar görmüş yatırımcı beklentisi

- Büyüme beklentileri

90 GÜNDE DEĞERLENDİRME YAPILACAĞI AÇIKLANMIŞTI

Moody's Türkiye'nin kredi notu değerlendirmesinin 18 Temmuz'dan itibaren 90 gün içerisinde sonuçlanacağını söylemişti.

18 Temmuz'da yapılan açıklamada "Eğer Türkiye ekonomisi, kurumları, dışsal pozisyonu artan politik riskten kaynaklı baskıya karşı durabilir, güven ve büyümeyi koruyabilirse, ekonomik reformlarını artırabilir, döviz rezervi ve ödemeler dengesinde daha fazla bozulmanın önüne geçebilirse, Moody's Türkiye'nin Baa3 olan kredi notunu teyit etmeyi değerlendirebilir." ifadelerine yer verilmişti.

KAÇ LİRALIK PARA ÇIKIŞI OLABİLİR

JPMorgan, Moody's'in Türkiye'nin notunu yatırıne oldu kiılamaz seviyesine indirmesi durumunda, 7.2 milyar dolarlık devlet tahvili ve 1.5 milyar dolarlık şirket tahvilinin zorunlu satış riskinde olduğu tahmininde bulundu. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem ise 2 milyar dolarlık sermaye çıkışı olabileceğini ön gördüğünü söyledi.

_________________
Yapılan yorum-analiz-grafik ve paylaşımlar,
kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir.


Çevrimdışı
 Profil  
 

Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir



Geçiş yap:  
Uyarı : Bu sitede tüm içeriği üyelerimiz oluşturmaktadır.5651 sayılı yasa gereği hukuki sorumluluk içeriği oluşturan üyemize aittir.Hukuka aykırı bir içerik gördüyseniz
ya da herhangi bir üyenin içeriği nedeniyle haklarınızın ihlal edildiğini düşünüyorsanız borsayorumu@borsayorumu.com adresinden iletişime geçebilirsiniz.