Zaman: 24 May 2017 10:57






Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5 ... 11  Sonraki
 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 02 Nis 2015 22:06 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 1713
Meslek: Fotoğrafçılık

.Dikkat! Meyve Suyu Çok Tehlikeli
Yaptığı açıklamalarla tıp dünyasında en çok tartışılan isimlerden olan Canan Karatay, bu kez de meyve suyunun çok tehlikeli olduğunu söyledi.
02.04.2015 15:11

Show TV'de yayınlanan Çağla Şıkel'le türkücü Alişan'ın sunduğu Her Şey Dahil programına konuk olan Prof. Dr. Canan Karatay meyve suyu hakkında dikkat çeken bir açıklamada bulundu.

"MEYVE SUYU ZARARLI"

Meyve suyunun çok tehlikeli olduğunu söyleyen Canan Karatay meyve suyunu yararlı sanmayın dedi.C vitamininin meyve suyundan alınmaması gerektiğini söyleyen Canan Karatay 'Çocuklar meyveyi bütünüyle yemeli özellikle portakal ve mandalina gibi meyvelerin üzerindeki beyazlarıyla yemesi gerekir çünkü o beyazlar çok faydalı' şeklinde konuştu.


En son Çerikli tarafından 02 Nis 2015 22:16 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 02 Nis 2015 22:13 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 12 Oca 2015 00:29
Mesajlar: 113
Meslek: Belirtmedi

Aşağıdaki önlemleri alarak sadece gripten değil; grip gibi solunum yoluyla bulaşan tüm hastalıklardan kendinizi koruyabilirsiniz:
Öksürme ve hapşırma sırasında ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatınız. Mendilinizi kullandıktan sonra çöp sepetine atınız.
Öksürdükten ve hapşırdıktan sonra ellerinizi bol sabun ve suyla yıkayınız. Alkol içeren el yıkama antiseptikleri de etkilidir.
Kirli ellerinizle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmayınız.
Domuz gribine yakalanırsanız, belirtilerin başlamasından 7 gün sonrasına ya da belirtilerinizin tamamen geçmesinden bir gün sonrasına kadar evde istirahat ediniz.
Hastalığın bulaşmaması için çevrenizdeki kişilerden uzak durunuz.
Bulunduğunuz mekanı sık sık havalandırınız.


En son yeshm tarafından 02 Nis 2015 23:08 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 02 Nis 2015 22:47 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 1713
Meslek: Fotoğrafçılık

Gribe antibiyotik yazmak bir felaket!

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Ayşe Willke Topçu, Türkiye'de grip nedeniyle doktora giden hastalara hemen antibiyotik yazıldığını belirterek "Bu bir felaket" dedi.
28 Mart 2015 - 13:15

Antalya’da 17’ncisi düzenlenen Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Kongresi’nde (Klimik 2015), KLİMİK Antibiyotik Direnci Çalışma Grubu ve Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Ayşe Willke Topçu, yoğun bakım hastalarının antibiyotik direncinden kaybedildiğine dikkat çekti.

ANTİBİYOTİKLERİN HİÇ FAYDASI YOK


Grip nedeniyle doktora gidildiğinde hemen antibiyotik yazıldığına işaret eden Prof. Dr. Topçu "Burada antibiyotiklerin hiç faydası olmuyor, aksine gereksiz yere yan etkilerinin çıkması gibi bir risk var. Gereksiz yere vücudun duyarlı bakterilerinin direnç kazanması sorunu var. Nezle ya da gripte antibiyotik kullanıldığında gelişecek enfeksiyonları önlediğine dair bir kanıt yok literatürde. Aksine daha kötü olabiliyor" dedi.

Antibiyotik direncinin çok ciddi ve enfeksiyon hastalıkları uzmanlarını klinik pratikte zora sokan bir sorun olduğunu belirten Prof. Dr. Topçu, özellikle hastane enfeksiyonlarının etkenlerinin daha dirençli olduğunu kaydetti.

'ÖLÜM NEDENLERİ KANSER DEĞİL ENFEKSİYON'


Yoğun bakım üniteleri, yeni doğan yoğun bakım üniteleri, kan kanseriyle mücadele eden hastaların yattığı hematoloji kliniklerinde veya organ nakli yapılan hastalarda hastane enfeksiyonlarının ciddi bir sorun oluşturduğunu anlatan Prof. Dr. Topçu, şöyle konuştu:

"Bu hastane etkeni olan bakteriler, maalesef elimizdeki antibiyotiklerin çoğuna dirençli. Hatta kullanabileceğimiz antibiyotiklerin hepsine dirençli bakteriler zaman zaman çıkıyor. O zaman yoğun bakımda yatan bir hasta, trafik kazasının getirdiği travmadan değil enfeksiyondan ölüyor ya da kan kanserli bir hasta kanserden değil enfeksiyondan ölüyor. Eğer birkaç yıl önce tedavi edebildiğiniz bir enfeksiyon hastalığını, bugün bakterilerdeki antibiyotik direnci nedeniyle tedavi edemiyorsanız ve hasta enfeksiyon nedeniyle ölüyorsa bu bir felakettir. Hem hastanın ailesi için, hem de ona bakan hekimi için, insan hayatına paha biçilemez. Aslında enfeksiyonla baş eden, enfeksiyonu yenen vücudun kendisidir, bağışıklık sistemidir. Antibiyotikler hastaya mikropla vücut arasındaki savaşta zaman kazandırır."

EN BÜYÜK TEHLİKE HASTANE ENFEKSİYONLARI


Buna neden olarak çok gereksiz ve fazla kullanımı gösteren Prof. Dr. Topçu, bakterilerin de boş durmadığını, hep daha önde giderek kullanılan antibiyotiklere hemen çeşitli mekanizmalarla direnç geliştirdiklerini kaydetti.

Kişisel olarak buna gerçekten çok üzüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Topçu, mesela idrar yolu enfeksiyonunda antibiyotik verildiğini, ama hastanın iyileşmediğini dile getirdi. İncelenen idrar örneğinde bakterinin, kullanılması önerilen antibiyotiğe dirençli olduğunun görüldüğünü aktaran Prof. Dr. Topçu "Hasta günlerce sürünüyor. Daha zor sorunlarla karşılaşılıyor" dedi.

BAKTERİLERE KARŞI YENİ İLAÇLAR DA YOK


Bu dirençli bakterilere karşı mücadele edecek yeni ilaçların da olmadığını belirten Prof. Dr. Topçu, şunları söyledi:

"Eski ilaçları kullanmaya bakıyoruz. Eski ilaçlar da organlara zarar veren ilaçlar. İki arada bir derede kalıyoruz açıkçası. Yeni antibiyotikler direnç nedeniyle çok geliştirilmiyor; çünkü bir antibiyotiğin laboratuvardan hastaya kadar geliştirme süreci ortalama 12 yıl ve en az 1 milyar dolar harcanıyor. Firmalar da tabii 2 gün sonra kullanılamayacak ilaçlara yatırıne oldu kiıyor. Şu anda Amerika’nın gıda ve ilaç dairesinin bildirimine göre, geliştirilmekte olan, klinik uygulamaya girmesi beklenen 40 antibiyotik var. Aynı sayı kanser ilaçlarında 777. Kanser ilaçlarının üzerinde yoğunlaşıyorlar. Çünkü daha pahalı, daha uzun süre kullanılıyor, bir direnç gelişmiyor, direnç nedeniyle ilacı kaybetmiyorlar."

Mehmet ÇINAR/ ANTALYA, (DHA)


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 02 Nis 2015 22:51 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 1713
Meslek: Fotoğrafçılık

Hazır gıdalardan uzak durun.
İHA | 13 Kasım 2014 Perşembe - 13:04
Hazır gıdalardan uzak durun

Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Dr. Selda Ayça Altıncık, diyabetin, pankreasın yeterli miktarda insülin hormonu üretememesi ve insülin hormonuna karşı direnç gelişmesi sonucunda gelişen şeker, yağ ve protein metabolizması bozukluğu ile seyreden bir hastalık olduğunu söyledi.

14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla bir açıklama yapan Dr. Selda Ayça Altıncık, obezitenin birçok hastalığa davetiye çıkardığını ve çağımızın en önemli sağlık sorunlarının başında geldiğini belirterek, “21. yüzyıl obezite çağı olarak anılmaktadır. Obezite, başta Tip 2 diyabet olmak üzere, karaciğer yağlanması, kardiyovaskuler hastalıklar gibi birçok başka rahatsızlığa neden olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2010 yılı verilerine göre, dünyada iki milyar kişi fazla kilolu, 700 milyon kişi ise obez. Süt çocuğu döneminde obezite sıklığı da son 20 yılda yüzde 70 artış göstermiştir” dedi.

Türkiye’de kentsel bölgelerde obezitenin görülme sıklığının daha çok olduğuna değinen Dr. Selda Ayça Altıncık, “Ülkemizde Sağlık Bakanlığı verilerine göre, kentsel bölgelerde obezite görülme sıklığı yüzde 23,8 iken kırsal bölgelerde yüzde 19,6 olarak görülmüştür. Obezite gelişimindeki artış, tek başına hareketsizlik ve aşırı kalori alımı ile açıklanamamaktadır. Günlük yaşamımızda sıkça karşılaştığımız çeşitli kimyasal etkenlerin, obezite ile ilişkili genlerde, kalıtımsal değişikliklere yol açtığı ve obeziteyi kolaylaştırdığı da görülmektedir” diye konuştu.

Obeziteye neden olan 20’ye yakın kimyasal madde bulunduğunu ve bu maddelerin beyinde bağımlılık yapıcı etkilerinin görüldüğünü anlatan Uzman Dr. Selda Ayça Altıncık, şunları kaydetti:

“Obezite ile ilişkilendirilen kimyasal maddeler arasında başlıca mono sodyum glutamat, fruktoz ve yüksek früktozlu mısır şurubu, plastik madde yapımında kullanılan ham maddeler gibi 20’ye yakın etken madde yer almaktadır. Yüksek früktozlu mısır şurubu (glikoz-früktoz şurubu) özellikle hazır gıda, meyve suları ve şekerlemelerde, şekere göre daha ucuz ve daha tatlı olması nedeniyle tercih edilmektedir. Bu ürünler insulin salınımını direkt olarak uyarmadığı için tokluk hissi oluşturmazlar ve beyinde bağımlılık yapıcı etkileri olduğu düşünülmektedir. Yüksek früktozlu mısır şurubunu çok tüketen bireylerde özellikle karın bölgesinde yağlanmaya, bu da ilerleyen dönemde tip 2 diyabete yol açmaktadır. Bu nedenle çocuklarımızı glikoz- früktoz şurubu içeren gıdalardan uzak tutmak, doğal beslenmeye ve günlük 45 dakika - 1 saat arası egzersize teşvik etmek, obezite ve tip 2 diyabeti önlemek adına önemlidir.”


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 02 Nis 2015 22:53 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 1713
Meslek: Fotoğrafçılık

Antalya’da ağırlıklı olarak Ruslarla çalışan Tolerance Yatırım adlı uluslararası emlak firmasının ortaklarından Ukraynalı Sergey Volchenkov, Rusya’daki politikalardan dolayı büyük bir kriz yaşandığını söyledi.

Rublede büyük oranda değer kaybı olduğunu anlatan Sergey Volchenkov, "Ruslar şimdi Antalya’dan ev alma değil, kendini kurtarma derdinde. Hatta bazıları Antalya’daki evini bile satıp Rusya’daki borçlarını ödeyebilme telaşında" dedi.

RUSLAR OLANLARI ANLAMAYA ÇALIŞIYOR

Antalya’da 12 yıldır Türk ortağıyla birlikte emlakçılık yapan Sergey Volchenkov şöyle devam etti:

"Rusya’da çok büyük kriz oldu, rublenin değeri yarı yarıya düştü. Kimse bu kadar büyük düşüş beklemiyordu. Rubledeki değer kaybı nedeniyle Rus alıcılar şimdi ne yapacağını bilmiyor. Ne olup bittiğini anlamaya çalışıyorlar. Böyle bir ortamda yurtdışından ev almak onlar için ikinci planda kaldı. Doğal olarak piyasalar da etkilenecek, değişecek. Çünkü artık alım gücü de azalıyor. Rubledeki değer kaybından emlak piyasası çok ciddi etkilenecek. Rus müşterilerde ciddi azalma bekliyoruz."

KAZANÇLARI RUBLE

Rusların kazancının ruble olduğunu, Antalya’daki dairelerin ise dolar ve euro üzerinden satıldığını anlatan Sergey Volchenkov, sadece emlak sektörünün değil, turizmin de krizden olumsuz etkileneceğini söyledi. Volchenkov, "Ben turizmci değilim, ama bence kriz, turizmi de kesinlikle etkileyecektir. Çünkü otel fiyatı dolar ve euro üzerinden hesaplanıyor" diye konuştu.

SIKINTI 1 YIL ÖNCE BAŞLADI

Antalya’da Rusların yanı sıra, Araplarla, İranlılarla, Avrupalılarla çalıştıklarını anlatan Sergey Volchenkov, "Ama bugüne kadar en büyük pazar Rus pazarıydı. 12 yıldır da onlarla çalışıyoruz. Yaklaşık 1 yıl kadar önce Rusya’da bir şeylerin iyi gitmediğini anlamaya başlamıştık. Bu yüzden stratejimizi değiştirdik. Rus pazarındaki kaybı öngördüğümüz için farklı pazarlara da ağırlık verdik. Ama doğal olarak etkilendik" dedi.

ANTALYA’DAKİ EVİNİ SATLIĞA ÇIKARANLAR ARTTI

Son dönemde Antalya’dan aldığı evi satmak isteyen Rusların sayısında da artış olduğunu anlatan Sergey Volchenkov, "Ruslardan bazıları Antalya’dan aldığı evi satmak için bize başvuruyor. Üstelik bir an önce satmak için fiyatı da düşük tutuyorlar. Çok sayıda değil ama böyle gelenler oluyor. Önceden böyle bir şey yoktu. Bana göre bu daha da çoğalacaktır. Eskiden biz İngilizlerin evlerini Ruslara satardık. Şimdi de Ruslardan alıp başkalarına satacağız" dedi.

NEDEN KONYAALTI

Rusların Konyaaltı’nı tercih etmesindeki en önemli etkenin denize ulaşım ve burada uygulanan projeler olduğunu anlatan Volchenkov, "Lara bölgesi de denize yakın ama orada denize girebilmek için Kundu’ya gitmeniz ya da Konyaaltı’na gelmeniz lazım. Konyaaltı sahil kenarında olduğu için yabancılar genellikle burayı tercih ediyor. Konyaaltı’nda da en yeni projelerin olduğu Liman Mahallesi tercih ediliyor. Bazılarının kapalı havuzu var, SPA var, fitness’i var, hamamı var. Antalya’de en fazla Rus nüfus bu bölgede yaşıyor. Hatta Rus parkı da yapıldı burada" diye konuştu.

SEKTÖR ETKİLENİR

Antalya Rusya Dostluk Derneği Başkanı Marina Sorokina da rubledeki değer kaybı nedeniyle artık Rusların eskisi gibi Antalya’dan ev sahibi olamayacağını söyledi. "Bu konuda neler yapılabilir bilmiyorum" diyen Sorokina, Antalya emlak sektörünün bundan etkilenebileceğini kaydetti.

RUBLE KARŞISINDA FİYATLAR UÇTU

Antalya’da 30 Mart seçimlerinde Ak Parti’den Konyaaltı Belediye Meclis Üyeliği’ne aday gösterilen Rus Sanat ve Kültür Derneği Başkanı İrina Balcı da Ruslar için artık Antalya’da ev fiyatlarının uçtuğunu söyledi. Rus rublesindeki değer kaybı nedeniyle artık birçok Rus için bunun hayalden öteye gidemeyeceğini anlatan İrina Balcı, "Şu anda emlak piyasasındaki duŞu anda emlak piyasasındaki rgunluğun bir nedeni de noel olabilir. Noel döneminde insanlar emlak alım satımıyla fazla ilgilenmez. Buna karşılık Rusya’da dolar üzerinden kazananlar için bu kriz bir fırsat da yaratabilir. Rusya’da kazandıklarını Antalya’ya gayrimenkule yatıranlar da olabilir" dedi.

Antalya Emlakçılar Odası Başkanı Şeref Sağlam da emlak satışlarında durgunluk olduğunu belirterek, "Sadece Rus pazarında değil, genel bir durgunluk var" dedi.

RUSLARIN 7 BİN TAŞINMAZI VAR

Antalya’da yabancılara ait 50 bine yakın taşınmaz bulunuyor. Bu taşınmazlardan yaklaşık 7 bini ise Rus vatandaşlarına ait. Antalya’da geçen yıl yabancılara 5 bin 548 konut satılırken, bu rakam 2014’ün 10 aylık döneminde 5 bin 486’da kaldı.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 02 Nis 2015 22:55 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 1713
Meslek: Fotoğrafçılık

Resim

RİZELİ BALI KAPSÜLE SOKTU

Rizeli girişimci, dünyada bir ilke imza atarak 'bal’ı kapsüle sokup patentini almayı başardı.
27.12.2014 17:01
--------------------------------------------------------------------------------
Rizeli girişimci Habib Koçal, dünyada bir ilke imza atarak 'bal’ı kapsüle sokup patentini almayı başardı.

Rizeli Habib Koçal (42), 4 yıldır sürdürdüğü AR-GE çalışmaları neticesinde geliştirdiği dört farklı bal çeşidini kapsüllere yerleştirirken, çalışmasıyla ilgili hem uluslararası hem de Türk Patent Enstitüsü'nden patent aldı.

KITLIKLARA ÇÖZÜM OLACAK

Koçal, dünyada bu güne kadar düşünülmemiş ve uygulanmamış kapsül bal projesi ile kıtlık dönemlerinde açlıkların ve açlıklardan kaynaklanan ölümlerin önlenebileceğini de söyledi. Koçal “Tarihe baktığımızda, özellikle savaş dönemlerinde ciddi kıtlıkların ve açlıktan kaynaklanan ölümlerin yaşandığını görüyoruz. Bu fikri geliştirmemde bu düşünce etkili oldu. Kıtlıkların ve kıtlık zamanlarında ölümlerin nasıl engellenebileceğini düşünürken tükenmeyen gıdalar arasında balın ayrı bir yeri ve önemi olduğunu fark ettim. Özellikle bölgemizde üretilen ballar 3 bin yıl bozulmadan kendisini koruyabiliyor. Plorin değeri yüksek 0,75 mg bir bal kapsülü tüketen bir insan 3-4 saat kendini tok hissedebiliyor. Sabah, öğle ve akşam üç adet bal kapsülünün alınması halinde bir kişi çok sağlıklı olmasa da hayatta kalabileceği kadar besini almış oluyor” dedi.

ANTİBİYOTİĞE ALTERNATİF

Koçal, plorin değeri yüksek kestane balı ile organik limon suyu ve nane tozu karışımı ile elde ettikleri ürünün kapsüllere doldurulması ile doğal bir antibiyotik elde ettiklerini kaydederek “Uzmanlar artık antibiyotikte sona gelindiğini açıklıyor. Antibiyotiklerin zararları ortada. Bu ürün çok güçlü bir antibiyotik etkisi oluşturmaktadır” diye konuştu.

OBEZLERE ÇARE

Koçal, kapsül balların güçsüz ve zayıf kişilere güç verdiği gibi obezlerin de kilo vermesinde fayda sağladığını iddia ederek “Sabah kahvaltısını yapan kilolu bir kişi gün içerisinde acıktığında alacağı 1 mg’lik bir kapsül ile açlık hissini bastıracaktır. Acıkınca yeniden bir kapsül alarak yemek yemeden rahatlıkla akşam yemeğine kadar zaman geçirebilir. Bu süre içerisinde kişi açlık hissetmeyecek aynı zamanda vücudun ihtiyaç duyduğu kalori mevcut yağlardan karşılanarak kilo kaybı sağlanacaktır” şeklinde konuştu.

KAPSÜL BAL İÇİN 4 YILDA 400 BİN TL HARCADI

Koçal, projeyi dünya çapında çalışan bir çok büyük gıda ve ilaç firması ile paylaştıklarını belirterek şunları söyledi:

“Almanya ve Rusya'daki firmalar ile görüşmelerimiz sürüyor. Dünyaca bilinen çok uluslu ilaç ve gıda şirketleri bizimle temas kurdu. Bazıları ile görüşüyoruz. Patenti bizde kalmak ve üretimlerde bölgemizde üretilen balların kullanılması kaydı ile kapsül balın kullanıma izin vereceğiz. Yaklaşık 4 yıl süren araştırma ve geliştirme çalışmaları sırasında yaklaşık 400 bin TL harcadım. Projenin tam anlamı ile hayata geçmesi ile bal tüketimi ve bal üretimi artacaktır. Yaptığımız hesaplara göre sadece bölgemize olacak ekonomik girdisi 2.7 milyar TL civarında olacaktır. Ülkemizde yarın bir gün oluşabilecek olası bir kıtlık durumunda, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı tarafından ticari amaç güdülmeden devletimiz tarafından bu kapsüllerin üretilip ücretsiz olarak dağıtılabileceği hususunda gerekli resmi çalışmalarımızı da tamamladık.”

Henüz satışına başlanılmayan ürünün 0,75 mg’lik 30 adet kapsülden oluşan kutularının 29.90 TL’den satılması ön görülüyor. Balın kapsüllenmesi sırasında ise sadece sığır jelatini kullanılıyor. Kullanılan jelatinlerin helal gıda sertifikası bulunuyor.

İHA


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 07 Nis 2015 15:13 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 1713
Meslek: Fotoğrafçılık

Resim

Rahim Kanserinin ve İltihabın En Büyük Düşmanı 'Hatmi Çiçeği'
Söktürücü etkisiyle birçok hastalığa şifa olan hatmi çiçeği, vücutta oluşan her türlü iltihabı dışarı atıyor. Mucize bitki sayesinde rahim kanserini önlemek de mümkün.
06.04.2015 09:54
Kendine daha çok Akdeniz bölgesinde yaşam alanı bulan hatmi çiçeğinin faydaları saymakla bitmiyor. Türkiye'de de geniş bir yetişme alanına sahip olan hatmi çiçeği söktürücü etkisiyle, vücuttaki iltihapların baş düşmanı. Mucize bitki sayesinde rahim kanserini önlemek de mümkün.

Kök, yaprak ve çiçekleriyle tam bir şifa deposu olan bitkinin yapısında sakaroz, yağ, aspargan, galaktoz, pektin ve nişasta bulunuyor.
SIKIŞMIŞ GAZIN ATILMASINI SAĞLIYOR

İdrar söktürücü özelliği ile mide bağırsaklardaki sıkışmış gazın atılmasını sağlar. Mide, barsak, ağız ve boğaz ülserlerinde kullanılır.

KURU ÖKSÜRÜĞÜN ŞİFA KAYNAĞI

Söktürücü ve yumuşatıcı etkisiyle soğuk algınlığına, kuru öksürüğe çok iyi gelmektedir.Öksürükten kaynaklanan solunum yolu tahribatlarında yumuşatıcı etkisiyle boğazı rahatlatır.


VÜCUTTAKİ İLTİHAPILARI TEMİZLİYOR

Kökleri söktürücü etkisiyle böbrek iltihaplarını ve vücutta oluşmuş başka türlü iltihapları dışarı atar. Adet dönemlerinde söktürücü olarak kullanılabilir.

RAHİM KANSERİNİ ÖNLÜYOR

Yumurtalık ve rahim kanserini önlemek için hatmi çiçeği kürü uygulayarak rahatsızlığın önüne geçilebilir.

MENİYİ ARTIRIYOR

Erkeklerde meniyi artırıcı özelliği vardır. Özellikle prostat, sinüzit, mide ve barsak iltihaplarında faydalıdır.

AKNE TEDAVİSİNDE ETKİLİ

Aynaya baktığımızda bizi mutsuz eden sivilce, akne ve yaraların üzerine sürülen hatmi çiçeği lapası onarıcı etkisiyle kısa zaman içerisinde yüzünüzün gülmesini sağlar. Günlük kullanım için iyi bir nemlendiricidir. Güneş yanıklarına iyi geldiği bilinmektedir.Saçlarınızın canlı ve parlak görünmesini sağlar.


DİŞ ve DİŞ ETLETİNE İYİ GELİYOR

Diş sağlığı problemi yaşayanlar için tam bir kurtarıcıdır. Diş eti çekilmelerinde, diş iltihaplarına iyi gelmektedir. Kaynatılmış hatmi çiçeği suyu ile gargara yaptığınızda yaşadığınız ağrılarda azalma olduğunu ve rahatlama sağladığını görebilirsiniz.

Resim

GÜNDE EN FAZLA 1-2 BARDAK

Her bitki ve ilaçta olduğu gibi, hatmi çiçeğinin de fazla kullanılmasında istenmeyen yan etkiler olabilir. Bu yüzden günde en fazla 1-2 bardak hatmi çiçeği çayı içilebilir. Söktürücü etkisi nedeniyle diğer bitki çaylarında olduğu gibi hatmi çiçeğinin de hamile bayanlarda özellikle ilk 8 haftada kullanılması sakıncalıdır. 7 yaş altı çocuklarda ise kullanıma uygun değildir.


NASIL YAPILIR?

Hatmi çiçeği çayı hazırlamak için, kaynatılmış bir fincan suyun içerisine bir tutam hatmi çiçeği atılır ve karıştırıldıktan sonra fincanın ağzı kapatılarak hatmi çiçeğinin bu şekilde iki ya da üç dakika demlenmesi sağlanır. Belirtilen sürenin sonunda hatmi çiçeğinin çayının içilmesi gerekir.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 08 Nis 2015 14:15 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 1713
Meslek: Fotoğrafçılık

Resim

Dolandırıcıya İnandı, Evindeki Parayı Poşetle Balkondan Attı
Haber: Dolandırıcıya İnandı, Evindeki Parayı Poşetle Balkondan Attı

08 Nisan 2015 Çarşamba - 11:41 DHA [7168443]

Adana'da 67 yaşındaki Nigar Kahraman, kendisini 'savcı' olarak tanıtan dolandırıcının sözlerine inanıp, evdeki bütün birikimini poşete koyup, 5'inci kat balkonundan attı.

Adana'da 67 yaşındaki Nigar Kahraman, kendisini 'savcı' olarak tanıtan dolandırıcının sözlerine inanıp, evdeki bütün birikimlerini poşete doldurup, 5'inci kat balkonundan attı. Bu sırada apartmanın girişinde bekleyen dolandırıcı kadın, poşetle atılan 1450 Euro ile 1020 lirayı alıp ortadan kayboldu.

Toros Mahallesi'nde 10 katlı apartmanın 5'inci katında oturan Nigar Kahraman'ı cep telefonundan arayan kişi kendisini 'savcı' olarak tanıtıp, "Teyzeciğim, ben savcıyım, senin bankada hesabın var mı? Hesabınızdaki paraları sahte kimlikle çekip terör örgütü için kullanacaklar" dedi. Dolandırıcının sözlerine inanıp paniğe kapılan Nigar Kahraman, "Peki ne yapacağım savcı oğlum? Öyle biz olmadan paramızı bankadan nasıl çeker? Bana akıl ver" diyerek yardım istedi.

TÜM BİRİKİMİNİ BALKONDAN AŞAĞI ATTI

Nigar Kahraman'ı tuzağına düşüren dolandırıcı, "Evde para, altın ne varsa hemen hazırla, evde bekletme" deyip tamamını poşete doldurmasını söyledi. Nigar Kahraman'ın ev adresini de öğrenen telefondaki dolandırıcı, yaşlı kadına polisin dışarıda beklediğini ve parayı balkondan onlara atmasını istedi. Paniğe kapılan Nigar Kahraman, poşete koyduğu 1450 Euro ile 1020 TL'yi attı. Bu sırada aşağıda bekleyen 30 yaşlarındaki bir kadın poşeti alıp, koşarak sokaktan uzaklaştı. Nigar Kahraman bir süre sonra tekrar aradığı kişiye ulaşamayınca dolandırıldığını anlayıp polise şikayetçi oldu.

POŞETİ ALAN KADIN BULUNAMADI

Toros Mahallesi'nin ara sokaklarına ve olay yerine çok sayıda ekip sevk edildi. Polisin bütün aramalarına rağmen para dolu poşeti alan kadın bulunamadı.

Polise ifade veren Nigar Kahraman, "Savcı olduğunu söyledi. Bankadaki bütün paramızı birinin çekmeye çalıştığını söyledi. Ben de korktum, evde ne kadar altın, para varsa hepsini yok etmemiz gerektiğini söyledi. Ben de altın olmadığını, para bulunduğunu söyledim. O da poşete doldurmamı, aşağıda bekleyen polise atmamı istedi. Balkondan baktım polis filan yoktu. Bir kadın bekliyordu, onu polis sandım bütün paramı kendi ellerimle attım" diye ağladı.

Polis, telefon dolandırıcısı ve para dolu poşeti alan kadını yakalamak için çevredeki güvenlik kamerası görüntülerini incelemeye aldı.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 08 Nis 2015 14:23 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 1713
Meslek: Fotoğrafçılık

Resim

Limon Kabuğunu Sakın Çöpe Atmayın

08 Nisan 2015 Çarşamba 09:17

Mutfakta pek çok malzemeyi gereksiz yere çöpe atıyoruz. Örneğin limon veya portakal gibi narenciye kabuklarını çöpe atmak yerine bitki yetiştirmek için kullanabilirsiniz.

Limon Kabuğunu Sakın Çöpe Atmayın

Limon veya portakalın suyunu sıktıktan sonra kabukları atmayın. Mutfakta pek çok malzemeyi gereksiz yere çöpe attığınızı hatırlatmak isteriz. Örneğin limon veya portakal gibi narenciye kabuklarını çöpe atmak yerine bitki yetiştirmek için kullanabilirsiniz.

Resim


KABUKLARINI ÇÖPE ATMAYIN

Sadece görüntüsü güzel olduğu için bu öneriyi paylaşmıyoruz elbette. Bitkilere oldukça da faydalı bir öneri. Suyunu sıktığınız limon veya portakal gibi narenciyelerin kabuklarının altında ufak bir delik açın. İçine bir avuç toprak ve çimlendirmek istediğiniz tohumu koyun. Narenciye kabukları toprağı hem nemli tutacak hem de barındırdığı vitaminleri bitkiye geçirecektir.


Çevrimdışı
 Profil  
 Mesaj Başlığı: Re: Sağlık,spor,ekonomi ve her alanda güncel paylaşımlar.
Yeni mesajGönderilme zamanı: 09 Nis 2015 22:33 
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 01 Mar 2014 15:21
Mesajlar: 1713
Meslek: Fotoğrafçılık

Resim
09.04.2015
Merkez Bankası Başkanı Başçı Açıklaması :
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, "Merkez Bankası nezdinde yaklaşık 33 ton altın bulunuyor.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, "Merkez Bankası nezdinde yaklaşık 33 ton altın bulunuyor. Toplam altın rezervi 529 ton civarında" dedi.

Başçı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının 83. Hesap Dönemi Olağan Genel Kurul Toplantısında, hissedarların soru ve eleştirilerini yanıtladı.

Bir soru üzerine, Merkez Bankası nezdinde 33 ton altın bulunduğunu dile getiren Başçı, toplam altın rezervinin de 529 ton civarında olduğunu bildirdi. Söz konusu miktarın 413 tonunun bankalardan zorunlu karşılıklara karşı alınan altın olduğunu belirten Başçı, "Bankalar altın mevduatı da kabul etmeye başladılar. Altın mevduatının belirli bir kısmı Merkez Bankasında bloke olarak, zorunlu karşılık olarak tutulmaktadır. Ayrıca Türk Lirası mevduatın da bir kısmını altın olarak tutma imkanına kavuşturduk. Dolayısıyla her 100 liralık mevduatın 30 lira karşılığını bankalar bizde altın olarak tutabiliyorlar. Onun dışındakiler bizim mülkiyetimizde. Burada da toplam 116,1 ton bulunuyor" diye konuştu.

Başçı, Merkez Bankasının kar etme amacının olmadığını ifade ederek, buna karşın Bankanın, para politikası ile ilgili araçları kullanırken yan etki olarak zaman zaman kar ya da zarar edebildiğini söyledi.

"Hissedarlara verilen sözler tutulmuyor"

Hissedarlardan Adnan Bahar, sermaye artırılmadığı için hissedarların sıkıntı çektiğini savundu. Bahar, sermaye artırımı ve hissedarlara daha fazla kar payı ödeneceği konusunda verilen sözlerin tutulmadığını öne sürdü.

Hissedarlardan Selahattin Ergüden de faiz politikası konusunda bankaya yöneltilen eleştirileri doğru bulmadığını kaydetti.


Çevrimdışı
 Profil  
 

Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5 ... 11  Sonraki


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir



Geçiş yap:  
Uyarı : Bu sitede tüm içeriği üyelerimiz oluşturmaktadır.5651 sayılı yasa gereği hukuki sorumluluk içeriği oluşturan üyemize aittir.Hukuka aykırı bir içerik gördüyseniz
ya da herhangi bir üyenin içeriği nedeniyle haklarınızın ihlal edildiğini düşünüyorsanız borsayorumu@borsayorumu.com adresinden iletişime geçebilirsiniz.